<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Followlife</title>
    <link>https://www.followlife.com.tr</link>
    <description>Hayatı Takip Et</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.followlife.com.tr/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 30 Apr 2026 05:08:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[SİNEMA KÖŞESİ]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/sinema-kosesi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/sinema-kosesi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/9_3.jpg" /></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>JURASSİC WORLD: REBİRTH / JURASSİC WORLD:</strong></span><span style="font-size:24px;"><strong> YENİDEN DOĞUŞ</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><b>5.9</b></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><b>ÇIKIŞ TARİHİ  </b> 4 TEMMUZ 2025</span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>DİREKTÖR</strong>   GARETH EDWARDS</span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>SENARİST   </strong>DAVİD KOEPP</span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>OYUNCULAR</strong>  SCARLETT JOHANSSON, JONATHAN BAİLEY, MAHERSHALA ALİ</span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>ÖZET</strong></span></p>

<p>Jurassic World: Yeniden Doğuş, geride kalan en kötülerin en kötülerinin yaşadığı, orijinal Jurassic Park'ın araştırma tesisi olan bir adaya, Dünya üzerindeki en tehlikeli yere doğru yola çıkan bir kurtarma ekibinin hikayesini konu ediyor. Jurassic World: Hakimiyet'teki olaylardan beş yıl sonra, dinozorlar ve insanlar kırılgan bir birliktelik içinde yaşarlar. Ancak gezegenin köklü ekolojik değişimleri, tarih öncesi yaratıkları giderek daha fazla izole ekvator bölgelerine geri dönmeye zorlar. Zora Bennett, Duncan Kincaid, Dr. Henry Loomis , Martin Krebs ve Reuben Delgado'nun da aralarında bulunduğu bir uzman ekibi, kara, deniz ve havadaki en büyük dinozorlardan genetik materyal elde etmek için uzak bir adaya gizli bir göreve çıkar. Bu görev devrim niteliğinde bir tedavi geliştirmeye yönelik önemli bir adımdır. Ancak görev, teknesi suda yaşayan dinozorlar tarafından yok edilen bir aileyle karşılaştıklarında beklenmedik bir hal alır. Kendilerini, bir zamanlar gizli bir Jurassic Park araştırma tesisi olarak hizmet veren yasak bir adada mahsur kaşmış bulurlar. Burada sadece en tehlikeli dinozorlardan bazıları gizlenmekle kalmaz, aynı zamanda adanın yüzeyinin derinliklerinde karanlık bir sır da yatar. Ekip,hayatta kalma mücadelesi verirken dinozorların tarihini ve insanlıkla ilişkilerini sonsuza dek değiştirebilecek bir gerçeği ortaya çıkarır.</p>

<p><strong>BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p><strong>2,0</strong></p>

<p>Gareth Edwards, bu projeyi kabul ettiğinde "Her şeyi bir kenara bırakıp koşa koşa geldim." demişti. Spielberg’ün ilk filmine duyduğu hayranlığın altını çizen yönetmen, bu son yapımda seriye daha ağırbaşlı, daha distopik bir yorum katıyor. Ve bunu kariyerinde ilk kez tercih ettiği 35mm Kodak filmle, kullandığı özel lenslerle ve sabırlı bir görüntü yönetimiyle yapıyor. Görüntü yönetmenliği koltuğunda oturan Greig Fraser’ın puslu ve solgun tonlamasıyla bezeli bu dünya, artık tanıdık bir dinozor cennetinden çok, yarım kalmış bir evrim deneyini andırıyor. "Jurassic World: Rebirth", yüksek prodüksiyon değeri, yaratık tasarımı ve atmosfer kurma becerisiyle muhakkak dikkat çekici. Ama serinin asıl gücünün, devasa ayak seslerinden çok, durup nefes alan sessizliklerde gizli olduğunu unutmuşa benziyor. Belki bu film gerçekten bir “rebirth” değil; daha çok, geçmişi heybetli bir anlatının geri dönmeye çalışırken yolunu kaybettiği bir ara dönem olarak hatırlanacak. Dinozorlar yine oradalar. Ama artık yalnızca büyük değiller. Aynı zamanda tanıdıklar. Ve tanıdık olan, artık nadiren şaşırtır.</p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/10.1.jpg" /></strong></span></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>CIVIL WAR</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>7.0</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>ÇIKIŞ TARİHİ   </strong>19 NİSAN 2025 / 1s 49dk</span></p>

<p><strong><span style="font-size: 16px;">DİREKTÖR   </span></strong><span style="font-size: 16px;">ALEX GERLAND</span></p>

<p><span style="font-size: 16px;"><strong>SENARİST</strong>   ALEX GARLAND</span></p>

<p><span style="font-size: 16px;"><strong>OYUNCULAR</strong>   KİRSTEN DUNST, WAGNER MOURA, CAİLEE SPAENY</span></p>

<p><strong><span style="font-size: 16px;">ÖZET</span></strong></p>

<p>İç Savaş, Amerika Birleşik Devletleri'nin çöküşün eşiğinde olduğu ve yerleşik gazetecilerin hayatlarının en büyük hikayesini anlatmak için yarıştığı yakın bir gelecekte geçiyor. Federal hükûmete karşı ayaklanan eyaletler tarafından oluşturulan silahlı ittifak Batı Güçleri, başkente saldırmak üzeredir. Bu süreçte dünyanın dört bir yanında vahşeti görüntüleyen savaş fotoğrafçısı Lee, içlerinde akıl hocalığını üstlendiği Jessie adında hevesli genç bir fotoğrafçının da bulunduğu küçük bir gazeteci grubu ile birlikte başkanla son bir röportaj yapma umuduyla Beyaz Saray’a gider.</p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>4,0</strong></span></p>

<p>Film, ABD başkanının (Nick Offerman) Kaliforniya ve Teksas eyaletlerini de içeren isyancı bir grup olan Batı Kuvvetlerine karşı zaferin eşiğinde olduğunu iddia ettiği bir TV yayını için prova yapmasıyla açılıyor. Halbuki, Amerikan ve Rus kuvvetlerinin Berlin’e önce girmek için yarıştığı zamanları andıran zavallı bir propaganda bu. Başkentin düşmesine günler kalmışken birkaç gazeteci başkanla son bir röportaj yapmak için tehlikeli ateş hattında yüzlerce millik bir yolculuğu göze alıyor ve film başlıyor! Lee (Kirsten Dunst) ve Joel (Wagner Moura) adrenalin bağımlısı iki başarılı savaş muhabiri. Başkent düşerken orada olmak adına bir intihar görevine çıkacak kadar da başarıya muhtaçlar. Onlara bu yolculukta bir büyükbaba figürü gibi konumlandırılan görmüş geçirmiş gazeteci Sammy (Stephen McKinley Henderson) ve Lee’nin zoraki evlatlığına dönüşen acar muhabir Jessie (Cailee Spaeny) eşlik ediyor. Hollywood bir kez daha hangi hikâyede olursa olsun bir aile yaratmayı başarıyor. Alex Garland’ın, olası Amerikan iç savaşı hakkında uyarıcı ancak cesareti noksan bir senaryosu var. Politik açıdan da tartışmalı bir yerde duran ve Amerikan sağını nüanstan yoksun, vahşileşmeye eğilimli bir kalabalık olarak gören bu senaryoyu çokça tartışabiliriz ama filmin asıl ilgilendiği şey usta ile çırak arasındaki ilişki. Çırağın ustanın felaketine yol açacağı bir finale giden hikayesiyle daha çok uğraşmış Garland.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/fantastic4_01.jpg" /></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>FANTASTİK DÖRTLÜ/ THE FANTASTİC FOUR: FİRST STEP</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>7.3</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>ÇIKIŞ TARİHİ </strong>  7 AĞUSTOS 2025 / 1s 41dk</span></p>

<p><span style="font-size: 16px;"><strong>DİREKTÖR</strong>   JOSH TRANK</span></p>

<p><span style="font-size: 16px;"><strong>SENARİST</strong>   SİMON KİNBERG, JOSH TRANK</span></p>

<p><span style="font-size: 16px;"><strong>OYUNCULAR</strong>   MİLES TELLER, KATE MARA, MİCHAEL B. JORDAN</span></p>

<p><strong><span style="font-size: 16px;">ÖZET</span></strong></p>

<p>Fantastik Dörtlü'de Sue, Reed, Ben ve Johnny uzayda özel bir görev için yolculuk yapan dört astronottur. Görev esnasında beklenmedik bir kozmik radyasyona maruz kalan dörtlü bunun sonucunda farklı özel güçlere sahip olurlar. Sue artık görünmez olabilirken, Reed üst seviyede esneklik kazanır, Ben kayaya dönüşür, Johnny ise alev topuna dönüşüp uçabilmektedir. Ne var ki bu tehlikeli alternatif evrenden aldıkları süper güçlere adapte olmak o kadar da kolay değildir. Fantastik Dörtlü yeni güçlerine hakim olmaya çalışırken eskiden dost oldukları yeni bir düşmana karşı savaşarak dünyayı yok olma tehlikesinden kurtarmaya çalışacaktır. </p>

<p><br />
<span style="font-size:16px;"><strong>BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>3,0</strong></span></p>

<p>Yönetmenliğini “Doğaüstü / Chronicle” filminden tanıdığımız Josh Trank’in üstlendiği bu yeni yapımda başrollerde ise Miles Teller, Kate Mara, Michael B. Jordan ve Toby Kebbelli izliyoruz. Fantastik ekiple ilk tanıştığımız film olan 2005 yapımı Tim Story imzalı “Fantastik Dörtlü”nün aksine bu yeni yapımda yıldızlı bir kadro yerine genç bir kadro tercih edilmiş. Bunun avantajları ve dezavantajları da bir arada geliyor. 2005 yapımı filmde seyircinin kendi başına çözmek zorunda kaldığı “Bunlar nereden taşıyor, neden aralarında böyle bir gerginlik var, neden Ben ve Johnny birbirlerinden haz etmiyor, Reed ve Sue’nun arasında neler oldu” gibi sorular, bu filmde bir bir cevap buluyor. Özellikle 2005 yapımı filmde bilim adamı olmakla alakası olmayan motor yarışçısı ve playboy Johhny Storm’un neden bir grup bilim adamının arasında uzaya çıkma şansına eriştiği gibi cevaplanması seyirci tarafından imkansız sorulara da açıklık getirilmiş oldu. Yeni yapımda görüyoruz ki, bütün ekibi bir araya getiren aslında birbirlerine olan ihtiyaçları. Reed ve Ben’in çocukluk yıllarında kurdukları arkadaşlıkla başlayan süreç bir bilim adamıyla tamamen zıt karakterdeki Ben karakterinin dostluğunu derinlemesine açıklıyor. Sue karakterini şaşkın bir sarışın yerine ayakları yere sağlam basan, olgun ve bağımsız bir genç kadın olarak tanıyoruz. Johnny’nin şımarıklığının altında yatan Freudiyen açıklamaları ve henüz ergenlik çağında olan sivilceli delikanlı Reed’in üstün zekası yüzünden çevresinden nasıl soyutlandığını da görebiliyoruz. Fantastik ekibin en büyük düşmanı Victor Van Doom da asi bir genç olarak karşımıza çıkıyor. Sue’ya aşık olan ancak güç hırsı için yaşadığı dünya dahil her şeyi feda etmeye hazır, dahi bir delikanlı olan Victor, başına gelenlerin ardından travmatik bir değişim yaşayarak Doom haline geliyor. Yani Marvel’ın nadiren sunduğu imkanlardan biri olan “kahramanla empati kurabilme” imkanı bu filmde seyirciye sağlanıyor. Kahramanları tanıyor, zayıflıklarını ve arzularını keşfediyoruz. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:24px;"><strong><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/2af28887615190a5dd36f6d68f84b3b8.jpg" /></strong></span></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>28 YIL SONRA / 28 YEARS LATER</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>6.7</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>ÇIKIŞ TARİHİ  </strong> 20 HAZİRAN 2025</span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>DİREKTÖR   </strong>DENNY BOYLE</span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>SENARİST   </strong>ALEX GARLAND</span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>OYUNCULAR</strong>   AARON TAYLOR- JOHNSON, JODİE COMER, ALFİE WİLLİAMS</span></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:16px;">ÖZET</span></strong></p>

<p>Tehlikeli Rage virüsü biyolojik silah laboratuvarından kaçıp acımasızca dünyayı kasıp kavurduğundan bu yana neredeyse otuz yıl geçti. Bölge o zamandan beri sıkı karantina altında kalsa da, bazı kurtulanlar hala dolaşan enfekteler arasında uyum sağlamanın yollarını buldular. Örneğin küçük bir grup, anakaraya yalnızca sıkı bir şekilde korunan bir geçitle bağlı olan uzak bir adada sığınak buldu. Ancak, topluluk üyelerinden biri olan Jamie, oğlu Spike ile anakarada tehlikeli bir görev üstlenmek için adayı terk ettiğinde, daha önce hiç kimsenin tahmin etmediği bir gerçeklikle karşılaşır. Her zamanki "normal" enfektelere ek olarak, beklenmedik ve korkutucu şekillerde değişen diğer kurtulanlarla da karşılaşır. Insanlığın önünde uzun, engebeli ve tehlikeli bir yol var gibi görünüyor...</p>

<p><strong>BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p><strong>3,5</strong></p>

<p> Yönetmenliğini bir kez daha Danny Boyle’un üstlendiği, orijinal senaryoda birlikte çalıştıkları senarist Alex Garland’la yeniden bir araya geldikleri, aynı zamanda serinin üçüncü filmi olan "28 Yıl Sonra", farklı bir bakış getirdiği “zombi” alt türüne güncel ve biçimsel olarak iddialı bir dönüş yapıyor. Başlıca rollerinde Jodie Comer, Alfie Williams, Aaron Taylor-Johnson ve Ralph Fiennes gibi önemli isimlerin bulunduğu film, "28 Gün Sonra" (2002) ve "28 Hafta Sonra" (2007) ile kurulan kıyamet-sonrası evreni, travmanın kuşaklar arası aktarımı ve toplumun kendini yeniden kurma çabası üzerine kurulu yeni bir katmana taşıyor. Teknik açıdan yenilikçi unsurların bulunduğu yapım, sinematografik açıdan karanlık bir atmosfer ve pastoral çürümüşlüğü bir araya getiren etkileyici bir görsel dünya kurulmasını sağlıyor. "28 Yıl Sonra", Rage virüsünün yalnızca fiziksel değil, kültürel ve toplumsal anlamda da kalıcı hasarlar bıraktığı bir Ingiltere portresi çiziyor. Virüsün mutasyona uğrayarak yeni formlarda geri dönmesi, bilimsel değil mitolojik bir şekilde resmediliyor. Bu artık yalnızca bir virüs değil, insan doğasının karanlık tarafına açılan bir çatlağın da sembolü. Filmde, eski dünyaya ait değerlerin (aile, güven, toplum) yerini yeni düzene ve hayatta kalma içgüdüsüne bıraktığı distopik ortamda, bireysel hafızanın yerini kolektif korkunun aldığı bir anlatı inşa ediliyor. Bu noktada bir çocuğun büyüme hikayesi, ebeveynliğin sınırları ve aile bağları da hikayedeki yerini alıyor. Özellikle, büyüme hikayesine şahit olduğumuz ve muhtemel devam filmlerinde izlemeye devam edeceğimiz Spike karakteri, "Stand By Me" filmini andıran bir yolculuk ve cesaret örneği gösteriyor. Bunu yaparken de en büyük motivasyonu elbette sevgi oluyor. Boyle, bu kez daha korkunç ve gerilim dolu bir atmosfer kuruyor. Zombiler, sayıca daha az olsalar da daha korkutucular. Bazıları daha zeki ve doğurgan bir kimliğe de sahipler. Boyle’un bir sürprizi de ağır ve sürüngen zombilere yer vermesi. Yani, virüs geçen 28 yılda evrim geçirmiş bir vaziyette karşımıza çıkıyor. Doğumun kutsallığı ve ebeveynlik içgüdüsü enfekte olan tür üzerinden de hikayeye ekleniyor. Boyle, bu değişimleri biçimsel anlamda da perdeye taşıyor. Geniş açılar ve renk tonları izleyicinin tedirginlik hissini artırıcı şekilde tasarlanmış. Ağırlıklı olarak Iphone telefonlarla çekilen filmin bazı sahnelerinde bu gerçekliğin yakalanması için 20 Iphone telefonun takılı olduğu bazı özel aparatlar da kullanılmış. Bu açıdan da izleyici yeni bir deneyim şansı yakalıyor. Iphone hadisesini duyduğumda biraz şüpheyle bakmıştım. Daha önce bağımsız ve diyalog ağırlıklı filmlerde bu yöntem tercih edilmişti ve başarılı olmuştu ama bu kez aksiyonu da içeren önemli sahneler olduğundan bir yapaylık hissi vermesi olasıydı, ama Boyle ve görüntü yönetmeni Anthony Dod Mantle, müthiş bir iş başararak güzel bir sonuç elde etmişler. Tüm bunların yanında Boyle’un daha şiirsel bir anlatıyı tercih etmesi, akış ve çerçeve tercihlerini buna göre yapması filmin anlatısına büyük bir güç katmış.   </p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/85294c93477d17b30fb331ecf7d4e334.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/sinema-kosesi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 12:32:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/10/sinema-kosesi_abe53.jpg" type="image/jpeg" length="45212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EK SANAT]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/ek-sanat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/ek-sanat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatın yolculuğu, her sanatçının kendi hikayesiyle biçimlenir. Kimi zaman renklerin diliyle, kimi zaman tipografinin görsel gücüyle karşımıza çıkar. EK Sanat köşesinde her sayıda farklı sanatçıların üretimlerine yer vererek, onların dünyalarına birlikte adım atmayı amaçlıyorum. 

Sanat, yalnızca estetik bir ifade değil; aynı zamanda bireysel deneyimlerin, kültürel belleğin ve hayallerin yansımasıdır. Ben de bir sanat yolcusu olarak bu hikayeleri sizlerle buluşturmaktan mutluluk duyuyorum.

Bu sayıda iki değerli sanatçıyı ağırlıyorum: Şevval Bıdı ve Onur Kuran. Bıdı, resimlerinde disiplinlerarası bir yaklaşım geliştirerek renklerin ve formların izini sürüyor. Kuran ise tipografiyi yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir sanatsal ifade biçimi olarak ele alıyor. Şimdi sizi Şevval Bıdı ve Onur Kuran'ın dünyasına davet ediyorum.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:24px;"><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.11_5370b38b.jpg" /></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:24px;">ŞEVVAL BIDI</span></strong></p>

<p>2001 yılında İstanbul'da doğan Şevval Bıdı, ilk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı. Lise döneminin ardından sanata yönelerek İstanbul'da iki farklı resim stüdyosunda eğitim aldı. Küçük yaşlardan beri sanatla iç içe olsa da, bu dönemde profesyonel bir yolculuğa adım atmaya karar verdi.</p>

<p>Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü kazanarak akademik eğitimine devam eden Bıdı, 2025 yılında buradan mezun oldu. Lisans eğitimi sürecinde farklı tekniklerde üretimler gerçekleştirdi ve disiplinlerarası bir bakış açısı geliştirdi.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.10_3f74fb73.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.10_f0408b37.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.11_5912d04b.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:24px;"><strong><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.13_07647685_1.jpg" /></strong></span></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>ONUR KURAN</strong></span></p>

<p>Denizli doğumlu grafik sanatçısı ve akademisyen Onur Kuran, tipografi merkezli üretimleriyle tanınmaktadır. Harfleri, sözcükleri ve boşlukları yalnızca bir iletişim aracı olarak değil, aynı zamanda sanatsal bir ifade biçimi olarak ele alır; tipografinin görsel gücünü insan deneyiminin derinliğiyle buluşturur.</p>

<p>Çalışmalarında tek bir sözcük ya da kısa bir tümceye yoğun duygusal ve zihinsel katmanlar yükleyen Kuran, yaşamın izlerini çağdaş sanatın evrensel diliyle yeniden yorumlamaktadır. Özellikle tipografik poster serileri, bireysel yaşanmışlıkların grafik sanatlarla nasıl buluştuğunu gösteren özgün anlatımlar olarak öne çıkar. </p>

<p>Eserleri birçok uluslararası sergide izleyiciyle buluşmuş, çeşitli ulusal ve uluslararası ödüller kazanmıştır. Akademik kariyerine Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nün ardından Eskişehir Teknik Üniversitesi'nde devam eden Kuran, burada "Grafik Tasarım", "Tipografi", "Yazı Karakteri Tasarımı", "Kurum Kimliği Tasarımı" ve "İleri Tipografi ve Disiplinlerarası Uygulamalar" derslerini yürütmektedir. Ayrıca Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü'nde "Tasarım Teorisi" dersini verkmektedir.</p>

<p>Sanatsal üretimlerini kuramsal çalışmalarla bütünleştiren Kuran, tipografinin estetik olanaklarını insanın karmaşık dünyasına açılan bir pencere olarak değerlendirmektedir. Türkiye'nin önde gelen tasarım meslek örgütlerinden Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (GMK) üyesidir. </p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.12_0b98394d.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.13_675b9ccd.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.13_35603a0e.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.12_8e8d3a7d.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.11_bdec01ce.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-10-09-saat-10.43.10_4cb2de69.jpg" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/ek-sanat-1</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 10:48:24 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/10/ek-sanat_00185.jpg" type="image/jpeg" length="50941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CANAN GÜNEŞ'TEN "ARALIKSIZ" SERGİSİ]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/canan-gunesten-araliksiz-sergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/canan-gunesten-araliksiz-sergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Canan Güneş’in kişisel seramik sergisi “Aralıksız”, Eldem Sanat Alanı’nda sanatseverlerle buluştu. Otto Bagno sponsorluğunda gerçekleşen sergi, sanatçının üretimlerinde süreklilik ve yoğunluk kavramlarını seramik üzerinden yorumladığı bir seçki sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açılışta Eskişehirli sanatseverler bir araya gelirken, sergiye gösterilen ilgi dikkat çekti. “Aralıksız” sergisi, ziyaretçilere seramiğin farklı anlatım olanaklarını deneyimleme fırsatı verdi.</p>

<p>Eskişehir’in sanat camiasından birçok isim bir araya geldi. Katılımcılar, sanatçının farklı teknik ve formlarla oluşturduğu seramik çalışmalarını ilgiyle inceledi. Sergi, hem estetik yaklaşımı hem de dokusuyla dikkat çeken eserleriyle sanatseverlere seramiğin farklı yorumlarını deneyimleme fırsatı sundu.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4361.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4312.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4338.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4344.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4419.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4397.jpg" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/canan-gunesten-araliksiz-sergisi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Oct 2025 20:24:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/10/canan-gunes-ten-araliksiz-sergisi_45a0b.jpg" type="image/jpeg" length="61347"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayallerden Notalara VOLKAN İMANÇER]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/hayallerden-notalara-volkan-imancer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/hayallerden-notalara-volkan-imancer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da doğan ve 21 yıldır müziğin içinde yaşayan Volkan İmançer, sahnelerin enerjisiyle kendi iç dünyasını buluşturan bir sanatçı. İlk gençlik yıllarında başlayan müzik tutkusu, bugün onu hem farklı türlerde sahne alan hem de kendi bestelerini dinleyiciyle buluşturmayı hayal eden bir yolculuğa taşımış. Samimiyeti, sahneye olan bağlılığı ve “Zır Deli” şarkısıyla adım attığı profesyonel müzik serüveni, İmançer’in sanatında yeni kapılar açmaya devam ediyor.  ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_7399.jpg" /></p>

<p><strong>Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</strong></p>

<p>Ben Volkan İmançer, 1987 yılında Ankara’da doğdum. Müziğe olan ilgim küçük yaşlarda başladı ve bu tutkum beni zamanla profesyonel anlamda müziğin içinde bir yolculuğa çıkardı. Yaklaşık 21 yıldır aktif olarak müzikle iç içeyim ve bu süreçte farklı projelerde yer alarak, sahne deneyimimi ve müzikal birikimimi geliştirdim. Kendi müzikal kimliğimi oluşturmaya çalışırken, her zaman sevdiğim işi yapmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyorum.</p>

<p><strong>Müzik kariyerinize nasıl başladınız? Bu yolculuk nasıl şekillendi?</strong></p>

<p>Müzik yolculuğum aslında lise yıllarımda, özellikle de son sınıfta başladı diyebilirim. O dönemde müzik öğretmenim, müziğe olan yatkınlığımı ve yeteneğimi fark etti. Onun desteği ve yönlendirmesi sayesinde kendime olan güvenim arttı ve bu alanda daha ciddi adımlar atmaya başladım. İlk başta sadece bir hobi gibi görünen bu uğraş, zamanla hayatımın merkezine yerleşti. Sahne tecrübeleri, çeşitli gruplarla yaptığım çalışmalar ve kendi müziğimi üretme süreci derken, bu yolculuk beni hiç bırakmadı. </p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4716.jpg" /></p>

<p><strong>İlk beste ya da ilk sahne deneyiminiz nasıldı?</strong></p>

<p>İlk bestemi 18 yaşımda yaptım. Tabii o zamanlar hem teknik hem de duygusal anlamda yolun çok başındaydım. Beste oldukça amatördü ama benim için çok değerliydi çünkü içimden geçenleri ilk kez bir şarkıya dökmüştüm. Hâlâ kimsenin duymadığı birçok şarkım var aslında. İlk sahne deneyimim ise lise son sınıfta, okulda düzenlenen bir konserde oldu. O an, müziğin benim hayatımda ne kadar özel bir yere sahip olduğunu daha iyi anladım. Bu konserden sonra sahneye olan ilgim daha da arttı ve kısa süre içinde Ankara’daki çeşitli kafelerde sahne almaya başladım. Gitarımla şarkılar söyledim, zamanla dinleyiciyle aramda güçlü bir bağ kurmaya başladım. Bu deneyimler, müziğe olan bağlılığımı pekiştirdi ve bugün olduğum noktaya gelmemde önemli bir temel oluşturdu.</p>

<p><strong>Müzik yaparken en çok neyi önemsiyorsunuz, en çok neye dikkat ediyorsunuz?</strong></p>

<p>Müzik yaparken en çok önem verdiğim şey, söylediğim şarkıların hem bana hem de dinleyicilerime duygusal olarak hitap edebilmesi. Repertuvarıma seçtiğim şarkıların bana yakışmasına, karakterimle ve duygularımla örtüşmesine özen gösteriyorum. Şarkının sözleri, melodisi ve genel atmosferi, benim iç dünyamı yansıtmalı ki sahnede samimi ve etkili bir performans ortaya koyabileyim. Aynı zamanda sahneme gelen dinleyicilerimin de bu duygularla buluşabilmesi, kendilerinden bir şeyler bulabilmesi benim için çok önemli. Bunun dışında, dinleyicilerime en iyi deneyimi sunmak için sahne bütünlüğüne de dikkat ediyorum. Sadece şarkı söylemekle kalmıyorum; sahne kıyafetlerimden sahnedeki duruşuma, seyirciyle kurduğum diyaloglardan hitap şeklime kadar her detaya özen gösteriyorum. </p>

<p><strong>Kendi müziğinizi nasıl tanımlarsınız? Belli bir türle sınırlı hissediyor musunuz?</strong></p>

<p>Kendi müziğimi belirli bir türle sınırlı hissetmiyorum. Elbette sahnede ağırlıklı olarak Türkçe pop ve Türkçe slow tarzında ilerliyorum, çünkü bu tarzlar hem sesime hem de sahne enerjime çok uygun. Ancak repertuvarımı oluştururken sadece bu tarzlarla yetinmiyorum. </p>

<p>Fantezi ve arabesk müziğin güçlü eserlerinden de seçkiler sunuyorum; çünkü bu türler de halkın duygularına dokunan çok özel bir yere sahip. Aynı şekilde, Anadolu'nun ruhunu yansıtan türkülere de yer vererek, kültürel zenginliğimizi sahneye taşıyorum. Bunun yanında Türk rock müziğin sevilen ve bilinen parçalarını da dinleyicilerimle paylaşıyorum. Böylece sahnede duygusal yoğunluğu yüksek bir yolculuk yaşatırken aynı zamanda dinleyicinin enerjisine göre repertuvarı şekillendirme imkânım oluyor.  </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_8996.jpg" /></p>

<p><strong>Kendi gelişimini nasıl takip ediyorsunuz? Sanatınızda bir dönüşüm yaşadığınızı düşünüyor musunuz?</strong></p>

<p>Bu konuda çalıştığım müzisyen arkadaşlarımın da çok etkisi oluyor yani hem müzikal anlamda hem karakter olarak çok düzgün insanlarla çalışıyorum ve sürekli yeni şarkılar dinleyip bu şarkılara kendimizce düzenlemeler yapıyoruz . Bu şekilde müzikal olarak kendimizi geliştirdiğimizi üzerine her gün bir şeyler kattığımızı düşünüyorum. Çalışmak ve olduğum noktayı bilerek daha iyisini isteyerek ilerlemek sanatta ve kişisel olarak sürekli daha güzel hedeflere ilerlememizi sağlıyor. Bu da bizi yaptığımız işte diri kalmamızı sağlıyor.</p>

<p><strong>Müzikle ilgili en büyük hayaliniz nedir? İleride nasıl projeler yapmak istiyorsunuz?</strong></p>

<p>Müzikle ilgili en büyük hayalim, tamamen kendi bestelerimi seslendirdiğim bir projeye imza atmak. Bu aslında hem gerçekleştirmek istediğim bir hedef hem de içimde uzun zamandır taşıdığım bir tutku. Yıllar içinde duygularımı, yaşadıklarımı ve gözlemlerimi yansıttığım birçok şarkı birikti. Hepsi benim iç dünyamın bir yansıması, birer parçam gibi. Bu şarkıları günün birinde dinleyiciyle buluşturmak ve sahnede kendi sözlerimi, kendi melodilerimi seslendirmek benim için çok özel ve anlamlı olacak.</p>

<p><strong>Zır Deli şarkınızı yapma süreciniz nasıl ilerledi? Bu süreçte en dikkat ettiğiniz şey neydi?</strong></p>

<p>İlk çıkarttığım şarkının hem kaliteli hem de güçlü bir eser olmasını istiyordum . Sözün müziğin Yusuf Çömlekçi’ye düzenlemenin Alişan Göksu’ya ait olduğu çok güzel bir şarkı ortaya çıktı ve hep beraber inandığımız anda bunu dinleyicilerimiz buluşturmaya karar verdik.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_8993_2.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/hayallerden-notalara-volkan-imancer</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 14:40:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/10/_3a4c0.jpg" type="image/jpeg" length="99368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SİNEMA KÖŞESİ]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/sinema-kosesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/sinema-kosesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/2_6.jpg" /></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>THE BRUTALİST </strong></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px;">7.3</span></strong></p>

<p><strong>ÇIKIŞ TARİHİ   </strong>20 ARALIK 2024 / 3s 35dk</p>

<p><strong>DİREKTÖR</strong>   BRADY CORBET</p>

<p><strong>SENARİST  </strong> BRADY CORBET, MONA FASTVOLD</p>

<p><strong>OYUNCULAR</strong>   ADRIEN BRODY, FELICITY JONES, GUY PEARCE</p>

<p></p>

<p><strong>ÖZET </strong></p>

<p>Ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar.</p>

<p><strong>BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p> 4,5</p>

<p>Brady Corbet’in 2024 yapımı, 10 dalda Oscar adayı filmi "The Brutalist", holokosttan kaçarak Amerika’ya göç eden Macar bir mimarın hayata tutunma çabası ve yaşadığı etik çıkmazları konu alıyor. Filmin başrolünde, mimar László Tóth rolüyle Oscar’ın en büyük favorisi olan Adrien Brody, eşi Erzsébet rolünde harikalar yaratan Felicity Jones ve iş insanı rolüyle kariyer performansına imza atan Guy Pearce yer alıyor. Film, savaş sonrası travmalar, Amerikan Rüyası’nın karanlık yüzü ve sanatın sermaye ile olan karmaşık ilişkisini mercek altına alıyor. László ve Erzsébet, Avrupa’daki savaşın yıkımından kaçarak yeni bir başlangıç yapmak için Amerika’ya gelir. Ancak, bu yeni hayat, göründüğünden çok daha karmaşıktır. László, Amerikalı varlıklı iş insanı Harrison Lee Van Buren ile tanışarak büyük bir mimari proje fırsatı yakalar. Başlangıçta, bu iş birliği onun kariyeri için büyük bir atılım gibi görünse de, zamanla patronu ile olan ilişkisi László’nun sanatsal idealleri, etik değerleri ve kişisel hayatı üzerinde ağır bir baskı kurar.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/3_10.jpg" /></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>THE CONJURİNG: LAST RİTES / KORKU SEANSU 4: SON AYİN</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><strong>6.5</strong></span></p>

<p><strong>ÇIKIŞ TARİHİ</strong>   5 EYLÜL 2025 / 2s 15dk</p>

<p><strong>DİREKTÖR</strong>   MİCHAEL CHAVES</p>

<p><strong>SENARİST</strong>   DAVİD LESLİE JOHNSON-MCGOLDRİCK, RİCHARD NAİNG</p>

<p><strong>OYUNCULAR</strong>   VERA FARMİGA, PATRİCK WİLSON, MİA TOMLİNSON</p>

<p></p>

<p><strong>ÖZET</strong></p>

<p>Paranormal olayları araştıran Ed ve Lorraine Warren, bugüne kadarki en rahatsız edici vakaları ile karşı karşıyadır. 1976'da Jack ve Janet Smurl, çocuklarıyla birlikte Pensilvanya'da yeni bir eve taşınırlar. Böylece uzun zamandır kurdukları kendi evlerine sahip olma hayallerini gerçekleştirirler. Ancak kısa süre sonra, açıklanamayan olaylar meydana gelmeye başlar. 1985'te, olaylar giderek daha tehdit edici hale gelir ve aile kırılma noktasına giderek yaklaşır. Çaresizlik içinde, Smurl ailesi sonunda Ed ve Lorraine Warren olarak bilinen deneyimli paranormal araştırmacılara başvurur. Emeklilikten dönen Warren ailesi, kızları Judy'nin doğumuyla bağlantılı bir eserle karşılaşır ve ilk vakalarının anıları canlanır. Olaylar doruk noktasına ulaşır ve onlarca yıldır onları rahatsız eden bir iblisle son bir yüzleşme yaşanır.</p>

<p>Gerçek olaylara dayanan "The Conjuring" evreninin son halkasının konusunu ünlü paranormal araştırmacılar Ed ve Lorraine Warren'ın son ve güçlü bir vakayla yüzleşmeleri oluşturuyor. Bu vaka, onları daha önce hiç karşılaşmadıkları kadar gizemli ve dehşet verici varlıklarla yüzleşmeye zorlar. Warren çifti hem kendi hayatlarını hem de masum insanları bu kötücül güçlerden korumak için son bir mücadele vermek zorunda kalacaktır.</p>

<p><strong>BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p> 2,5</p>

<p>Serinin dördüncü ve son filmi olan "The Conjuring: Last Rites", Warren ailesinin gençliklerinde gittikleri bir vaka ile açılıyor. Vaka sırasında hamile olan Lorraine’in musallat eşliğinde kızı Judy’i doğurmasıyla başlayan hikâye akışı, bir süre Warren ailesinin gündelik yaşantısı ekseninde ilerliyor. Warren çiftinin kızları Judy ve sevgilisi Tony’e ağırlık verilmesi nedeniyle Smurl vakası oldukça küçük ve kısıtlı bir alanda işleniyor. Serinin önceki filmlerinde ailelerin yaşadıkları musallat vakaları geniş yer tutarken, bu filmde Warren’lar üzerinden ilerlenmesi de filmin hem daha dram ağırlıklı olmasına hem de tempo sorunları yaşamasına neden oluyor. Judy ve Tony’e ağırlık verilmesi, "Conjuring" evreninde bundan sonra Ed ile Lorraine çifti yerine halen yaşamakta ve mirası devralmış olan Tony Spera ve Judy üzerinden ilerleneceğinin de sinyallerini vermiş durumda. Ayrıca Tony Spera’nın halihazırda paranormal bir araştırmacı olarak anıldığını da belirtmekte fayda var. Gerçeklerle karşılaştırıldığında Smurl vakasında bahsedilen kötü kokular ya da tadilat sırasında başlayan olaylar yerine eve alınan ve aslında Warren ailesinin ilk vakalarından birinde karşılaştıkları antika bir ayna üzerinden ilerlemeyi tercih ettikleri dikkatli gözlerden kaçmayacaktır. Gerçek vakada yer alan ailenin köpeği Simon’ın havalanması dışında orijinal olaylara sadık kalınmadığını, Judy ile Tony’nin vakaya zorla iliştirildiklerini söylemek ise maalesef mümkün. Bunlara rağmen zamanında yayımlanmış Larry King Show görüntüleri gibi gerçek detaylar aralara sıkıştırılmış olsa da Smurl ailesine ayrılan bölümler maalesef serinin sadık takipçileri için yeterli olmayacaktır. Filmin bitiş jeneriğinde de yine Smurl ailesi yerine Tony Spera ile Judy’e ağırlık verilmiş olduğu göze çarpıyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/6_4.jpg" /></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>MİCKEY 17</strong></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px;">6.7</span></strong></p>

<p><strong>ÇIKIŞ TARİHİ</strong>   7 MART 2025 / 2s 17dk</p>

<p><strong>DİREKTÖR</strong>   BONG JOON HO</p>

<p><strong>SENARİST</strong>   BONG JOON HO</p>

<p><strong>OYUNCULAR</strong>   ROBERT PATTINSON, NAOMI ACKIE, STEVEN YEUN</p>

<p></p>

<p><strong>ÖZET</strong></p>

<p> Mickey 17, öldükten sonra klonunun üretilmesine izin veren bir işçi olarak çalışan Mickey'nin hikayesini konu ediyor. Bir keşif klonisi, buzul bir gezegen olan Niflheim’daki tehlikeli bir göreve Mickey isimli bir klonu gönderir. Mickey, ölse de yeniden klonlanabilmekte ve geçmişte olanların büyük kısmını hatırlayabilmektedir. Bir görev sırasında Mickey 17’nin kaza geçirerek öldüğü düşünülür ve bu nedenle yeni bir Mickey klonu aktif edilir. Ancak Mickey 17 hayattadır. Bu durum üzerine Mickey 17 ve yeni klonu arasında büyük bir mücadele başlar.</p>

<p><strong>BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>3,5</strong></p>

<p>Film, klonlamayı sadece bilimsel bir yenilik ya da geleceğin kaçınılmaz bir parçası olarak ele almıyor. Bireyin kimliği, özgürlüğü ve değeri gibi bakış açılarıyla irdeliyor. Bu noktada romanın gücünün buradan geldiğini de belirtelim. “Insan, biyolojik bir varlık mıdır, yoksa anılarımız mı bizi insan yapar?” sorusu film boyunca kafamızı meşgul ediyor. Kısacası, film klonlamayı bir çözüm olarak değil, insanın değerini ve özgürlüğünü tehdit eden bir uygu lama olarak betimliyor diyebiliriz. Filmin biçimsel anlamda çok daha başarılı olduğunu söylemek mümkün. Darius Khondji’nin sinematografisi ve Jung Jae-il’in müzikleri bir harika. Klostrofobik alanlar, ışık ve gölge kullanımının hikayeye göre değişimi ve renkler oldukça başarılı kullanılmış. Joon-ho filmlerinden alışık olduğumuz melodiler, bu kez de karşımızda. Karakterle bağ kurmamızın istendiği tanıma evresinde daha yumuşak tınılar hikaye akışına yardımcı oluyor. Filmde iki karakterle birden karşımıza çıkan Robert Pattinson elbette ön planda ve gayet iyi bir performans sergilemiş. Film, ödül sezonunda vizyon görseydi Pattinson’ın bir şansı olabilirdi ama çok erken vizyon kararı alınmış. Filmin karışık eleştiriler alması vizyonun erkene çekil mesine sebebiyet vermiş olabilir. Bunu filmin vizyonu sonrası daha net gözlemleyebiliriz. Son tahlilde, Bong Joon-ho’dan filmografisi açısından bir geri adım yaşamış olsak da derdini net anlatabilen, atmosferini iyi kuran, gelecek meseleleri için tartışmalara alan açan bir yapım var ortada. Dengesizlik ve dağınıklık gibi eleştirileri bolca duyacağız. Mizahi dozun ayarı ve temsilinde de sorunlar var ama gerek bilim-kurgu sevenler, gerekse anlattığı dertlere vakıf olanlar da filmi bağrına basacaktır.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/7-Kurtarıldı.jpg" /></p>

<p></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/4_1_2.jpg" /></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>MİSSİON: IMPOSSİBLE – THE FİNAL RECKONİNG / MİSSİON: IMPOSSİBLE – SON HESAPLAŞMA</strong></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px;">7.3</span></strong></p>

<p><strong>ÇIKIŞ TARİHİ</strong>   23 MAYIS 2025</p>

<p><strong>DİREKTÖR</strong>   CHRİSTOPHER MCQUARRİE</p>

<p><strong>SENARİST</strong>   CHRİSTOPHER MCQUARRİE, ERİK JENDRESEN</p>

<p><strong>OYUNCULAR</strong>   TOM CRUİSE, HAYLEY ATWELL, VİNG RHAMES</p>

<p></p>

<p><strong>ÖZET</strong></p>

<p>Mission: Impossible – Son Hesaplaşma, büyük bir tehlike ile karşı karşıya olan Ajan Hunt ve ekibinin hikayesini konu ediyor. Av henüz bitmedi: Ethan Hunt ve efsanevi Impossible Mission Force'tan ekibi, yalnızca "Entity" olarak bilinen son derece güçlü ve dünyayı tehdit eden bir yapay zekayla karşı karşıyadır. Ekibin, bu kaynayan çatışmada kilit rol oynayan "Sewastopol" adlı Rus denizaltısını bulmaları gerekir. Ancak Hunt ve ekibi bu amaçta elbette yalnız değildir. En nihayetinde Entity'nin bir adamı olan Gabriel de Sewastopol'u hummalı bir şekilde aramaktadır. Ona göre bu, yeryüzünde cehennemin kapısını açan, dünyayı kaosa sürükleyecek anahtardır. Gabriel'in bu acımasız mücadelede gizli bir silahı var gibi görünür. Hunt'la ortak bir geçmişleri var ve bu geçmiş sonunda IMF ajanının eline geçer.</p>

<p><strong>BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p><strong>3,0</strong></p>

<p>Tom Cruise, yalnızca bir aktör değil, artık aynı zamanda sinema ritüelinin vücut bulmuş hali gibi geliyor bana. “Mission: Impossible – The Final Reckoning” bu ritüelin son örneklerinden. Ve bu sefer yalnızca bir devam filmi değil; sinemanın bugünü ve yarını üzerine fiziksel bir manifesto. Şöyle ki, Cruise, sinema tarihindeki yerini çoktan sağlamlaştırmışken, bu filmle birlikte bir kez daha sınırları zorlamış. Sadece fiziksel değil, kavramsal sınırları da... “Mission: Impossible – The Final Reckoning,” teknolojik distopyalara, yapay zekâ kabuslarına ve dijital çağın soyut tehditlerine karşı bilgisayar efekti değil, kas gücüyle çekilen sahnelerle dolu bir film. Özellikle filmin finalindeki uçak sahnesi, Cruise’un sadece aksiyon değil, sinemanın kendisi adına duyduğu tutkuyu haykırıyor. Tıpkı Gene Kelly'nin danslarını kendi yapan bir sanatçı oluşu gibi, Cruise da dublörsüz sahneleriyle bu çağın sinema geleneklerine bir sadakat gösterisi sunuyor. Dijital efektlerin egemenliğinde, sinema salonlarını hâlâ kutsal bir alan gibi görenler için bu film, eski usul bir bağlılığın modern zamandaki tezahürü oluveriyor. “Mission: Impossible – The Final Reckoning” yapay zekanın tanrısal bir güce dönüştüğü bir anlatının parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bu sefer kötü karakter “The Entity”, bir insan değil ama insanın da bir toplamı. O, her yerde olan, kimse olmayan, görünmeyen ama her şeye sızmış dijital bir gölge. Bu soyut karakterin taşıdığı tehdit öylesine yaygın, öylesine soyut ki, film boyunca gerilim, somut tehlikelerden çok, sürekli bir kıyamet atmosferine dönüşüyor. Yani aksiyonun yanında bir varoluş kaygısını da bünyesinde taşıyor. Fikir olarak zamanlaması uygun olsa da, tehdidin bu genişleme hali ne yazı ki filmin zayıf halkası.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/sinema-kosesi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 10:40:51 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/09/sinema-kosesi_c8075.jpg" type="image/jpeg" length="47632"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EK SANAT]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/ek-sanat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/ek-sanat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatın yolculuğu, her sanatçının kendi hikâyesiyle şekillenir. Kimi zaman bir tuvalde renklerin diliyle, kimi zaman çizgilerin ritmiyle, kimi zaman da mekânın ruhuyla karşımıza çıkar. Bu köşede her sayıda farklı sanatçıları sizlerle buluştururken, onların dünyalarına birlikte adım atmayı amaçlıyorum.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanat, yalnızca estetik bir ifade değil; kültürün, kimliğin ve bireysel deneyimlerin bir yansımasıdır. Ben de bir eğitimci, gözlemci ve meraklı bir sanat yolcusu olarak, bu hikâyeleri sizlere aktarmaktan büyük mutluluk duyuyorum.</p>

<p>Bu sayıda iki genç sanatçıya, Ramazan Şanlıdağ ve Berkcan Yılmaz’a yer verdim. Onların üretimlerinde, geçmişle bugünü, mekânla insanı, hayalle gerçeği buluşturan özgün bakış açılarını keşfedeceğiz. Şimdi sizi önce Berkcan Yılmaz’ın eserleri, ardından Ramazan Şanlıdağ ile baş başa bırakıyorum.</p>

<p></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/WhatsApp-Gorsel-2025-09-16-saat-17.34.40_f36b09f6.jpg" /></p>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>BERKCAN YILMAZ</strong></span></p>

<p>2001 yılında İzmir’de doğan Berkcan Yılmaz (Bekoart_), Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olmuştur. Mimarlık eğitimiyle kazandığı mekânsal algı, estetik duyarlılık ve teknik birikimini illüstrasyon alanına taşıyarak kendine özgü deneysel bir üretim dili geliştirmiştir.</p>

<p>Sanatçı, özellikle mimari perspektif ve detaylara verdiği önemle öne çıkmaktadır. Fotoğraf üzerine illüstrasyonlar yaparak insanın ölçek algısıyla oynar; kent ve çevreyi farklı bakış açılarıyla yeniden yorumlar. Çizimlerinde mekânın ruhunu, yapının karakterini ve anlatının atmosferini güçlü görsel ifadelerle yansıtmayı hedefler.</p>

<p>Yaratıcılığı sanatının merkezine koyan Yılmaz, illüstrasyonu yalnızca görsel bir ifade biçimi olarak değil; mekânı, kültürü ve insan deneyimini anlamlandıran disiplinler arası bir alan olarak görmektedir.</p>

<p><strong>İllüstrasyonlarımda, mekânın ruhunu çizgiyle görünür kılmaya çalışıyorum.</strong></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/image6_1.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_1721.jpg" /></p>

<p></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_1211.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:24px;"><strong>RAMAZAN ŞANLIDAĞ</strong></span></p>

<p>2000 yılında Kahramanmaraş’ta doğan Ramazan Şanlıdağ, lise eğitimini Kahramanmaraş Güzel Sanatlar Lisesi’nde, akademik eğitimini ise Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nde tamamladı (2023). Lisans eğitimi süresince, günümüz Türk resim sanatının önemli isimlerinden plastik resim dersleri aldı. Sanatçı, çalışmalarını Eskişehir’deki kişisel atölyesinde sürdürmektedir.</p>

<p>Şanlıdağ, resimlerinde izleyicilerini “kendisini ait hissettiği öznel distopik ve ütopik coğrafyalarla” bir yolculuğa çıkarmayı amaçlar. “Bir resim, bir hikâye” anlayışıyla yola çıkan sanatçıya göre kültürel değerler, toplumların manevi miraslarıdır. Bu mirasların, modern bilimin temelini atan antik uygarlıklar sayesinde günümüze taşındığını ve görünür kılındığını kompozisyonlarıyla vurgular. Her eserinde toplumların kimliklerini, yaşanmışlıklarını ve kültürel motiflerini yansıtır.</p>

<p>Sanatçı, Etnografya isimli ilk kişisel sergisiyle izleyici karşısına çıkmıştır. Ona göre “Etnografya”, geçmişin izleriyle bugünün arasında bir miras köprüsü kuran önemli bir kavramdır.</p>

<p><strong>Resimlerim, geçmişin izleriyle bugünün ve yarının hikâyelerini aynı tuvalde buluşturduğum yolculuklardır.. </strong></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0207_3.jpg" /><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_1076.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_1123.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_1233.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0892.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0604.jpg" /></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/ek-sanat</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 10:27:55 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/09/ek-sanat_4b52b.jpg" type="image/jpeg" length="61921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SOFAR ESKİŞEHİR'DE SANAT GALERİSİNDE MÜZİK BULUŞMASI]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/sofar-eskisehirde-sanat-galerisinde-muzik-bulusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/sofar-eskisehirde-sanat-galerisinde-muzik-bulusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sofar Eskişehir, bu kez müziği sanatla buluşturarak The Key Art'ta unutulmaz bir geceye imza attı. "Sanat içinde sanat" mottosuyla gerçekleşen etkinlik, samimi atmosferi ve özgün performanslarıyla izleyicilere farklı bir deneyim sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF2189.jpg" /></p>

<p>Gecede sahne alan isimler arasında Kaburga James grubu, Uğur Sena Penekli ve Ankara’dan gelen Buse Gültekin vardı. Her sanatçı, kendi bestelerini seslendirirken şarkılarının ardındaki hikâyeleri de paylaştı.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF2328.jpg" /></p>

<p>Kaburga James grubu, iki kişilik kadrosuyla dikkat çekti: gitar ve vokalde Özgür Dorak, nefesli çalgılarda ise Ethem Yavuz izleyenlere güçlü bir sahne enerjisi yaşattı.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF2135.jpg" /></p>

<p>Müziğin, sanat galerisi atmosferinde yankılandığı bu özel Sofar gecesi, katılımcılara hem görsel hem de işitsel anlamda ilham verici bir deneyim sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF2350.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF2216.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/sofar-eskisehirde-sanat-galerisinde-muzik-bulusmasi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 11:54:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/09/_eb756.jpg" type="image/jpeg" length="54759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SOFAR ESKİŞEHİR: Müziğin Şehre Dokunuşu NİLUFAR HASANOVA]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/sofar-eskisehir-muzigin-sehre-dokunusu-nilufar-hasanova</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/sofar-eskisehir-muzigin-sehre-dokunusu-nilufar-hasanova" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müziğin yalnızca sahnelerde değil, evlerde, atölyelerde, arka bahçelerde; kısacası hayatın tam içinde var olabileceğine inanan bir isim... Sofar Eskişehir'in yürütücüsü olarak şehre gizli kalmış melodiler  ve samimi buluşmalar armağan eden Nilüfer Hasanova, müziğin büyüsünü Eskişehir'in sokaklarına taşıyan enerjisiyle tanınıyor. Onun önderliğinde şekillenen bu yolculuk; keşfetmenin, paylaşmanın ve birlikte üretmenin sihirli bir birleşimi haline gelmiş durumda. Nilufar Hasanova ile bir araya gelip, Sofar'ın Eskişehir'de nasıl bir topluluk ruhu yarattığını, perde arkasında yaşananları ve bu özgün deneyimin şehirde bıraktığı izleri konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4257_1.jpg" /></p>

<p><strong>Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</strong></p>

<p>Ben, Nilufar Hasanova, Sofar Sounds'un Eskişehir küratörüyüm. Hali hazırda Anadolu Üniversitesi, Halkla İlişkiler bölümü üzerine doktora yapmakta ve 9.5 aydır da Anne adını taşımaktayım.</p>

<p><strong>Sofar’a nasıl dahil oldunuz?</strong></p>

<p>Sofar'ı Bakü'den biliyorum. Azerbaycan'lıyım ve Eskişehir'e 2019 senesinde yüksek lisans için gelmiştim. Kısmet öyle oldu ki, artık Eskişehir'de yaşamaya başladım. Öyle olunca da böylesine müthiş ortamı Eskişehir'de de görmek ve bir parçası olmak istedim. Londra'ya mail gönderdim ve eğer Sofar Eskişehir ekibi varsa, onlara katılmak istediğimi belirttim. Öğrendim ki, Eskişehir'de bir ekip kurulmamış, Sofar Eskişehir'de yok ve böylelikle küratör olma kararına vardım ve başvuru yaptım. En hızlı kabul alan şehirlerden biri olabiliriz. Bu beni çok mutlu etti! Sofar, sanat şehri Eskişehir'e inanılmaz yakışıyor!</p>

<p>Ben bir sanatçı değilim, ancak müziği, sanatı çok sevdiğim için bu platformun bir parçası olmak istedim. Hep derim belki de babamın genleri beni etkiledi, kendisi gençliğinde Tar müzik aletini profesyonel bir şekilde çalmış, 5 il eğitimini tamamlamış ve konserlerde yer almıştır. Ben buna şahit olamadım maalesef, ancak fotoğraflardan babamın o halini görebilmiştim.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_4247.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sofar etkinliklerinin arkasında nasıl bir fikir ve motivasyon yatıyor?</strong></p>

<p>Sofar 2009'da Londra'da ortaya çıkıyor. Bunun arkasında arkadaşların önce evde oturup kendi müziklerini özgürce söyleyebilmek, dikkatli şekilde dinlenilmek ve tatlı sohbet etmek isteği bulunuyor. 5-6 arkadaş içeceklerini eline alıyor, birisi kanepede, birisi yerde halıda, birisi ayakta durarak, samimi bir ortamda keyifle müzik yapıyor, sohbet ediyorlar. Sonra çevreden bu ortama dahil olmak isteyenler oluyor ve böylelikle önce şehirlere, sonra ülkelere yayılıyor ve insanlar evlere sığmamaya başlıyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/Ekran-goruntusu-2025-09-22-124133.png" /></p>

<p><strong>Sofar konserlerindeki samimi atmosfer sanatçı ile izleyici arasında nasıl bir bağ kuruyor?</strong></p>

<p>Sofar'larda ortalama 40-50 kişilik minik konserler gerçekleştiriliyor. Herkes minderlerde oturuyor ve sanatçı ile arasında bir "basamak" ya da 4. Duvar olmuyor. Bu da o bağı geliştiriyor. Sofar'da sanatçılar kendi bestelerini söylerler, hikayelerini anlatırlar, izleyici ile konuşurlar. İzleyiciler de sanatçıları dikkatli şekilde dinlerler, müziğe odaklanırlar. Aralarında sohbet etmez ya da telefona bakmazlar. Tüm bunlar bu müthiş bağı oluşturuyor.</p>

<p><strong>Sofar deneyimini geleneksel konserlerden farklı kılan en önemli şey nedir?</strong></p>

<p>Sofar'ı farklı kılan en önemli şey ruhudur. Samimiyet, kaliteli müzik, dikkatli dinleyici, gizli konsept, güven, networking, özgür sanat ve ev ortamı bizi ifade eden kelimelerdir.</p>

<p>Her konser farklı mekanda gerçekleşiyor. Sofar, otoparklardan müzelere, galerilerden çatılara, evlere kadar alışılmışın dışında yerlerde gerçekleşir. Mekan ve sanatçılar gizli tutulur. İnsanlar nereye geleceklerini ve kimlerin sahne alacaklarını bilmeden katılım gösterir. Bu da beraberinde deneyime açıklık, güven getirir . Konum katılımcılarla 36 saat önce paylaşılıyor, sanatçıları ise etkinlik günü keşfediyorlar. Her konserde 3 farklı sanatçı ve farklı tarzlar yer alır.</p>

<p>Aynı zamanda etkinlikte kişi sayısı az olduğu için insanlar kolay şekilde kaynaşabiliyor, bu da ortamı sıcak, aurayı yüksek tutuyor.</p>

<p>Ayrıca, gittiğimiz her yeri ev ruhuna yaklaştırırız. Minderlerde oturur, ortamı ev haline getiririz. Bu yüzdendir ki iki önemli sembolimiz vardır: halı ve minder.</p>

<p>Kısacası, ben bu şey Sofar'ı farklı kılıyor diyemem. Çünkü tamamıyla, bütün bir ortamı ile Sofar farklıdır, özeldir.</p>

<p><strong>Sizce Sofar gibi bağımsız platformlar müzik endüstrisinin geleceğinde nasıl bir rol oynayabilir?</strong></p>

<p>Sofar müzik endüstrisinin ana damarı olmasa da, kılcal damarlarından biridir diyebilirim. Bir sanatçı yeni bir şarkı yapmış olabilir ve bunu sunmaktan emin olamayabilir. Böyle bir zamanda Sofar'a gelebilir ve şarkısını söyleyerek nabız tutabilir. Dinleyicimiz dikkatlidir ve bu konuda sanatçıya iyi yön verebilirler. Sanatçılarımızın bir çoğu en az 1 şarkısını ilk kez Sofar'da söylemiştir.</p>

<p><strong>Bunun dışında söylemeliyim ki, Kalben, Ufuk Beydemir, Billie Eilish gibi şarkıcılar da yaratıcılıklarının başında Sofar'da yer almışlar.</strong></p>

<p><strong>Küçük bir topluluk olsak da, global olmamız sanatçılar için bir basamak da olabilmektedir. Hangi şansın nereden geleceği hiç belli olmuyor. </strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/sofar-eskisehir-muzigin-sehre-dokunusu-nilufar-hasanova</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 12:35:24 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/09/_90fa1.jpg" type="image/jpeg" length="66732"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağımsız Küratör "DEHA ÇUN"]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/bagimsiz-kurator-deha-cun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/bagimsiz-kurator-deha-cun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3386.jpg" /></p>

<p><strong> Öncelikle sizi çok kısa tanıyabilir miyiz?</strong></p>

<p>Kadıköy Anadolu Lisesi’nde eğitimimi tamamladıktan sonra Sabancı Üniversitesi’nde İşletme okudum. Ardından kültür ve sanat alanına olan ilgim doğrultusunda Yeditepe Üniversitesi’nde tezli bir yüksek lisans yaptım. Kariyerimin ilk dönemlerinde, uluslararası ve kurumsal firmalarda pazarlama, ürün ve marka yönetimi alanlarında çalıştım. Sonrasında coworking sektöründe pazarlama, topluluk yönetimi, iş birlikleri ve sponsorluklar gibi departmanlarda yöneticilik ve danışmanlık yaptım. 2021 yılı itibarıyla, yüksek lisansla birlikte kültür ve sanat alanında küratörlük ve sanat danışmanlığı üzerine projeler geliştirmeye başladım. Böylece kariyerimde daha renkli, keyifli ve ölçeklenebilir alanlara yöneldim.</p>

<p><strong>Bağımsız küratör olarak çalışıyorsunuz ve genellikle bağımsız sanatçılarla yan yana geliyorsunuz. Bu durumun zorlayıcı tarafları neler oluyor, size hangi açılardan geliştirici bir alan sunuyor? Piyasaya ve sanat ekosistemine bakış açınızı nasıl şekillendiriyor?</strong></p>

<p>Genellikle olumlu yönlerden başlamak gerekirse, bağımsız olmanın avantajlarını kullanmaya çalışıyorum. Hem sanatçılarla hem de benim gibi bağımsız çalışanlarla iş birlikleri yaparak, alternatif mekanlarla ortaklıklar kuruyorum. Tabii ki, bir sanatçının galeride temsiliyetinin olması çok değerli. Ancak bağımsız çalışmalar da kendi içinde çok kıymetli; sanat profesyonelleri veya küratörler kurumlarla ya da bağımsız şekilde çalışabiliyorlar. Bizim için bağımsız sanatçılarla çalışmak her anlamda daha avantajlı ve esnek olabiliyor. Temsiliyeti olan sanatçılarla da belirli projelerde işbirlikleri yapıyorum. Projeyi başından sonuna birlikte planlayabilmek, hem sanatçının hem de benim tarafımdaki hayalleri, istekleri ve beklentileri birlikte yazmak ve yönetmek büyük bir rahatlık sağlıyor. Bu süreçte karşılıklı öğrenmenin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Küratör olarak kurguyu yaparken, sanatçının ne istediğini önemseyen bir yaklaşım sergilemek gerektiğine inanıyorum. Keşke tüm projeler böyle ilerlese, çünkü bu hem değer yaratıyor hem de projeyi çok daha anlamlı kılıyor. Sanatçı tarafında da, karşılıklı paslaşmalarla sanat danışmanlığından öte, bir anlamda sanatçı danışmanlığı gibi organik ve ileriye dönük süreçler gelişebiliyor. Bu, sanat pratiğinin şekillenmesinde oldukça faydalı oluyor. Bağımsız olmak keyifli ama “doğru ya da yanlış” gibi net bir yargıya varmak yerine, her şeyin sanatçının ve profesyonelin tarzına ve o anki koşullarına göre değiştiğini düşünüyorum. Çünkü sanatçılar mezun olduklarında bağımsız sanatçı olarak yola başlıyorlar. Bu nedenle özellikle genç ve bağımsız sanatçılarla çalışmanın kıymeti büyük; onların kariyerlerinde sonraki adımları daha bilinçli ve rahat almalarına yardımcı oluyorum.  </p>

<p><strong>Yüksek lisans tezinizde Y ve Z kuşaklarının sanat koleksiyonerliği anlayışını incelemişsiniz. Sizce genç koleksiyonerlerin yükselişi hem Türkiye’de hem de globalde sanat piyasasını nasıl dönüştürüyor?</strong></p>

<p>Tez konusunu seçmek benim için çok önemliydi çünkü bu çalışma hem sektör, hem sanatçılar, hem de kendim için keyif aldığım ve katkı sunabileceğim bir alan olmalıydı. Akademik çalışmaların sektörde sadece bir kenarda kalması bence çok değerli değil; bu yüzden tezimi kitaplaştırma aşamasındayım. Umarım sektörün tüm paydaşları için faydalı bir referans olur. Genç koleksiyonerler, yani Y ve Z kuşakları üzerine yaptığımız çalışmada genel olarak baktığımızda, hem global hem de yerel sanat piyasasının geleceğinin umut verici olduğunu görüyoruz. Türkiye özelinde baktığımızda, ikinci nesil koleksiyonerlerin sektörde giderek daha aktif roller üstleneceği bir döneme giriyoruz. Ayrıca, eğitimli gençlerin sanat faaliyetlerine katılımı ve çevrelerinde sanatla ilgili kişilerle olan etkileşimleri, ekosistemin büyümesine önemli katkılar sağlıyor. Kültür ve sanatın her branşında bu tür gelişmeler gözlemleniyor. Özellikle erişilebilir fiyatlarda ve yeni keşfedilmiş sanatçıların yer aldığı platformlar genç koleksiyonerlerin ilgisini çekiyor. Ben de Contemporary İstanbul Bloom fuarında beş kişilik seçkiyle yer alarak, özellikle belirli sanatçılarla çalışmayı tercih ettim ve bu sayede farklı yaş gruplarından koleksiyonerlerin bu sanatçılarla tanışmasını sağladım. Bu da genç koleksiyonerlerin yükselişinin piyasayı nasıl çeşitlendirdiğinin güzel bir örneği. </p>

<p><strong><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3358.jpg" /></strong></p>

<p><strong>Bir inisiyatif olarak, Contemporary Istanbul Bloom yolculuğunuz nasıl gelişti? Bugün geldiğiniz noktada bu süreç sizin küratöryel yaklaşımınızı ve sanatçılarla ilişkinizi nasıl etkiledi? Bundan sonrası için nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz?</strong></p>

<p>Genellikle fuarlara kurumlar ve galeriler katılırken, Contemporary Istanbul Bloom’un en büyük avantajı inisiyatiflerin de yer alabilmesine olanak sağlaması. Benim de bir inisiyatif olarak yer almam, üç yıldır sürdürdüğüm “Birlikte Geleceğe” adlı karma sergi serisi sayesinde gerçekleşti. Bu sergiler, yaklaşık 50 sanatçıyı ve 100’den fazla eseri bir araya getiren büyük ve kapsamlı bir sanat ortamı yarattı. Üç yıl üst üste gerçekleştirdiğimiz bu projeler, adeta bir inisiyatif ruhu taşıdı ve sadece küratöryel bir çalışma olmaktan öte, kolektif bir hareket haline geldi. Bu sürecin, bana ve benim gibi sektöre emek veren sanat profesyonellerine fuar ortamlarında bir yer ve yol gösterici olduğuna inanıyorum. </p>

<p><strong>Bugün genç kuşakların sergi ziyaretleri, sanatla ilgilenme biçimleri ve küratörlüğe bakışları hakkında nasıl gözlemleriniz var? Sanata olan bu ilgi size heyecan veriyor mu?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genç kuşağın – yani özellikle Y ve Z kuşaklarının – sanata olan ilgisi beni gerçekten heyecanlandırıyor. Bu kuşaklar bir şeye ilgi duyduklarında, bilgiye ulaşmakta çok hızlı ve cesurlar. Karşılarında bir galerici, sanatçı ya da sanat danışmanı olsun, doğrudan iletişim kurmaktan çekinmiyorlar. Bu, hem diyalogları kolaylaştırıyor hem de sanatın daha erişilebilir ve içselleştirilebilir hale gelmesini sağlıyor. Aslında bu sadece kuşaklara özgü bir durum değil; günümüz izleyicisi – yaşı kaç olursa olsun – daha doğrudan, daha samimi ve açıklayıcı bir ilişki bekliyor. Sanatçının hikayesini duymak, bir eseri heyecanla incelediğinde onunla ilgili daha fazla bilgi alabilmek ve hatta fiyatını dahi öğrenebilmek izleyiciyi sanatla daha da yakınlaştırıyor. Bu şeffaflık ve iletişim kanallarının açık olması, hem ilgiyi sürdürüyor hem de güven duygusunu artırıyor. Geleneksel galeri yapılarının zaman zaman mesafeli ve izole kaldığı noktada, özellikle genç kuşak izleyicilerin bu yapıları daha kapsayıcı hale getirme talepleri bence çok değerli. Eğer kurumlar ve profesyoneller uzun vadeli bir etki yaratmak istiyorsa, bu yeni bakış açılarını dikkate alarak daha açık ve etkileşimli modeller geliştirmeliler. Yüksek lisans tezimde de değindiğim gibi, bu değişim kaçınılmaz ve dönüşüm süreci aslında çoktan başlamış durumda. </p>

<p><strong>Kimi zaman bir otelde, kimi zaman tarihi bir mekânda ya da kamusal alanda sergiler kurguladığınızı biliyoruz. Bu çeşitlilik size nasıl bir deneyim sunuyor? Bundan sonraki adım yurtdışı projeleri mi olacak?</strong></p>

<p>Bu yıl, farklı tarzlarda ve alternatif mekanlarda çalışabilme fırsatı bulduğum çok kıymetli bir yıl oldu benim için. Örneğin, Bodrum’daki koleksiyoner oteli gibi çok özel ve tarihi dokuya sahip bir mekânda sergi düzenlemek benim için büyük bir şanstı. Yazlık mekanlarda yapılan sergiler genellikle finansal ya da satış odaklı büyük beklentiler taşımıyor ama bu dönem oldukça verimli geçti diyebilirim; yaz boyunca eş zamanlı üç sergim devam etti. Bir tanesi bahsettiğim oteldeydi, bir diğeri ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Haliç’te restore edilmiş tarihi bir mekânda oldu. Oranın kurallarına uygun bir kurgu ve asma süreci gerçekleştirdik. Bazen beyaz küp dediğimiz klasik galerilerde doğrudan çalışmakla, tarihi ya da alternatif mekanlarda çalışmak çok farklı deneyimler sunuyor. Mekanın kural ve atmosferine uyum sağlamak gerekiyor, bu da projeye farklı bir derinlik katıyor. Projeler genellikle hem bizim hedeflerimiz doğrultusunda hem de gelen talepler doğrultusunda şekilleniyor. Yeni sezon için çok heyecan verici işler var ve tabii ki yurtdışı bağlantılarım da mevcut. Fuarlardan edinilen kontaklar sayesinde uluslararası projeleri de gündeme alıyorum ve bunları en iyi şekilde planlayarak, başarılı işler ortaya koymayı hedefliyorum.</p>

<p><strong>Sanatla iç içe büyümüş, aileden gelen bir kültürle şekillenmiş birisiniz. Bugün hem küratör hem sanat danışmanı hem de genç bir koleksiyoner olarak, sizi en çok motive eden şey nedir?</strong></p>

<p>Bu farklı roller, aslında aynı ekosistemde, aynı kişilerle ve benzer ortamlarda yürüyen süreçler. Atölye ziyaretlerine gittiğimde genellikle tek bir amaçla gitmiyorum; çünkü bağımsız çalışmanın en büyük avantajı kiminle çalışmak istediğimi seçebilmek. Sanatçılar da benzer şekilde tercihlerini yapabiliyor. Bu karşılıklı özgürlük, beraber çalıştığım sanatçıları hem kişilik hem de sanatları açısından sevdiğim kişiler arasından seçmemi sağlıyor. Ayrıca, bu sanatçılar genellikle kendi koleksiyonumda da yer alan ya da koleksiyonuma katmayı çok istediğim isimler oluyor. Bu yüzden küratörlük, sanat danışmanlığı ve koleksiyonerlik rollerim birbirini tamamlıyor ve beni motive eden en önemli unsur, bu tutkulu ve özgür iş birliği ile sanatçıların gelişimine katkıda bulunabilmek. Her yaş grubundan sanatçıyla birlikte çalışmak ve onların yolculuğuna paydaş olabilmek benim için çok değerli.</p>

<p></p>

<p><strong>Böyle bir yola girip kariyerimi yeniden şekillendirdiğim noktada, bunu yapabilmemi aslında aileme borçluyum. Diğer taraftan, sizin de bahsettiğiniz gibi iş çocukluğuma kadar uzanıyor; merhum dedem ressamdı. Benim çocukluğum hep bu ortamda geçti. Seyahatlerde, daha 4-5 yaşındayken yurt dışında müzeleri gezmek belleğimde çok önemli bir yer bıraktı. Hatta bana ilk kez “Ne olmak istiyorsun?” diye sorulduğunda verdiğim cevap ressam olmuştu. Sonrasında işletme okuyarak kültür ve sanat sektörünün işletme tarafına yoğunlaştım. Bugün ise bu alanda ilerliyorum ve umarım uzun yıllar başarıyla devam ederim. </strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/bagimsiz-kurator-deha-cun</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Sep 2025 12:08:55 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/09/bagimsiz-kurator-deha-cun_ace1a.jpg" type="image/jpeg" length="33400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SANAYİNİN KALBİNDE SANAT GALERİSİ MERVE KÜPELİ]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/sanayinin-kalbinde-sanat-galerisi-merve-kupeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/sanayinin-kalbinde-sanat-galerisi-merve-kupeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatın sadece beyaz duvarlar arasında değil, hayatın tam ortasında da yeşerebileceğine inanan iki kız kardeş… Merve ve Mine Küpeli, The Key Art Gallery ile Eskişehir’in alışılmadık bir noktasında, sanayi sitesinin ortasında cesur bir sanat hikâyesi yazıyor. Mimarlık, strateji ve sanatın kesişiminde ilerleyen bu yolculuk; üretimin, emeğin ve yaratıcılığın iç içe geçtiği, ilham verici bir birlikteliğe dönüşmüş durumda. Onlarla bir araya gelip, bu sıra dışı serüvenin perde arkasını, yaşadıkları heyecanları ve gelecek hayallerini konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/2_1_1.png" /></p>

<p><strong>Sizi ayrı ayrı tanıyoruz ama birlikte yola çıkış hikâyenizi dinlemek isteriz. Merve Küpeli ve Mine Küpeli kimdir?</strong></p>

<p>Biz iki kız kardeşiz ama aslında bu yolculukta birbirimizin hem aynası hem pusulası olduk. Merve olarak ben, mimarlık ve sanat eğitimi aldıktan sonra uzun süre farklı şehirlerde, özellikle de New York’ta yaşadım. Sanat dünyasına olan tutkum hep vardı ama içimde bir yerde Anadolu’nun ruhunu ve kendi toprağımdaki potansiyeli keşfetme arzusu büyüyordu. Mine ise daha çok mimarlık ve strateji tarafında güçlüdür. O da kendi yolculuğunda pek çok sektörde deneyim kazandı. Sonra bir gün, aynı hayalin peşinden koştuğumuzu fark ettik: Yaşadığımız topraklarda gerçek bir sanat hikâyesi yazmak. İşte The Key Art Gallery böyle doğdu. </p>

<p><strong>Sanayi sitesinde galeri açma fikri nasıl oluştu?</strong></p>

<p>Tam da bu sorunun içinde cesaret var. Sanatın sadece “elit” mekânlarda değil, hayatın içinde, her yerde var olması gerektiğine inanıyoruz. Sanayi sitesi bu anlamda bizim için bir metafordu: Üretimin, emeğin, dönüşümün kalbinde bir sanat mekânı… İnsanları şaşırtmak ama sonra kalpten bağ kurmak istedik. Ve başardık da. O kontrast, galeriye giren herkesin aklında kalıyor. </p>

<p><strong>Bir sergi açılmadan önce perde arkasında neler oluyor? Sanatçıyla ilk görüşmeden açılışa kadar süreci nasıl planlıyorsunuz?</strong></p>

<p>Aslında her sergi küçük bir doğum gibi. Sanatçıyı önce dinliyoruz, sadece eserlerini değil, niyetini, iç sesini, kaygısını, heyecanını… Sonra o sergiyi birlikte kuruyoruz: metinler, yerleşim, görseller, iletişim, bazen perde dikimi bazen duvar boyası... Açılış günü geldiğinde ise o görünmeyen emekler sahne arkasında kalıyor ama hissediliyor. Çünkü izleyici, o özeni fark ediyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/1_2.png" /></p>

<p><strong>Kadın girişimciler olarak Eskişehir gibi bir şehirde sanat galerisi açmanın size göre en büyük zorlukları ve avantajları neler oldu?</strong></p>

<p>Zorlukları elbette var: önyargılar, sistem dışı olmanın getirdiği belirsizlikler, maddi yükler... Ama tam da bu yüzden anlamlı. Çünkü her adımınızla başka bir kadına, başka bir genç insana “olabilir” duygusunu veriyorsunuz. Eskişehir ise sürprizlerle dolu bir şehir. Genç nüfusu, kültüre olan ilgisi ve zamanla oluşan sadık takipçi kitlesi bizim için büyük avantaj. </p>

<p><strong>Hayalinizde bir gün uluslararası bir galeri kurmak ya da sanatçılarınızı yurt dışına taşımak var mı?</strong></p>

<p>Kesinlikle! Hatta bunun ilk adımlarını attık bile. Sofya ile yürüttüğümüz kültürel iş birlikleri, Avrupa'daki bazı platformlara başvurularımız ve sanatçılarımızın uluslararası görünürlüğünü artırmak için yaptığımız çalışmalar bunun bir parçası. Bizim hayalimiz sadece yurt dışında bir galeri açmak değil; Türkiye'nin çağdaş sanatını dünyanın gündemine taşımak.</p>

<p><strong>Bir sanat galerisini sadece sergi mekânı değil, yaşayan bir kültür alanı hâline getirmek için neler yapıyorsunuz?</strong></p>

<p>Bunun için sürekli içerik üretiyoruz. Amacımız sadece eser leri göstermek değil, bir bağ kurmak. Sanatın sadece izle nen değil, birlikte düşünülüp konuşulan bir şey olduğunu hissettirmek. Bu yüzden her sergi bizim için bir iletişim dili de aynı zamanda.</p>

<p><strong>Bugün geriye dönüp baktığınızda, bu süreçte "İyi ki!" de diğiniz bir anı bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>

<p>Galeriyi sanayi bölgesinde açmaya karar verdiğimiz an. Herkes “Yapmayın, kim gelir oraya?” derken, biz o tabelayı astık. O ilk gün gelen birkaç insanın gözündeki şaşkınlık ve ardından gelen hayranlık duygusu… O an “iyi ki” dedik, çünkü hikâyemizin yönünü belirleyen cesaret orada başladı. </p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/3_1_1.png" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/sanayinin-kalbinde-sanat-galerisi-merve-kupeli</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 10:38:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/08/_19a53.png" type="image/jpeg" length="17906"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HEMAD JAVADZADE'NİN "IN THE NOW" SERGİSİ THE KEY ART GALERİ'DE]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/hemad-javadzadenin-in-the-now-sergisi-the-key-art-galeride</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/hemad-javadzadenin-in-the-now-sergisi-the-key-art-galeride" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İranlı sanatçı Hemed Javadzade’nin “In The Now” (Şimdi) adlı sergisi, The Key Art Galeri’de sanatseverlerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_9948_1.png" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sergide, coğrafi kimlik ve zaman algısına dair derin sorgulamalarını yansıtan Javadzade’nin eserleri, geçmişle bugün arasındaki sınırları bulanıklaştıran figürler ve renklerle zamansız hikâyeler anlattı. Sanatçı, modern insanın teknoloji çağındaki hızlı yaşamına karşı ruhuna bir sığınak arayışını eserlerinde güçlü bir şekilde ortaya koydu. </p>

<p>İran felsefesi ve bölgesel görsel kültürden beslenen “In The Now” sergisi, kimlik, tarih ve insan varoluşunu “şimdiki an” kavramı etrafında yeniden yorumlayarak ziyaretçilere derin bir deneyim sundu.</p>

<p>The Key Art Galeri'de gerçekleşen bu başarılı sergi, sanat dünyasında beğeniyle karşılandı ve geniş katılımla gerçekleşti.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0085_1.png" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0152_1.png" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0096.png" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0114_1.png" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0168.png" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0255.png" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0137.png" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/hemad-javadzadenin-in-the-now-sergisi-the-key-art-galeride</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 10:16:34 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/08/_43c91.png" type="image/jpeg" length="10290"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HEMAD JAVADZADE İLE 'ŞİMDİ'DE OLMAK ÜZERİNE]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/hemad-javadzade-ile-simdide-olmak-uzerine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/hemad-javadzade-ile-simdide-olmak-uzerine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran asıllı sanatçı Hemad Javadzade, 2013’ten bu yana İstanbul’da sanat üretimini sürdürüyor. Grafik tasarım geçmişinden beslenen Javadzade, resim ve illüstrasyon alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Eskişehir’e ilk kez “In The Now” sergisi için gelen sanatçıyla, geçmiş ile geleceği buluşturan sanat anlayışını, eserlerine yansıyan kültürel izleri ve yaratım sürecini konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_9997.png" /></p>

<p><strong>Sizi kısaca tanıyabiliyor miyiz?</strong></p>

<p>İranlıyım. 2013’ten beri İstanbul’da yaşıyorum. Resim ve illüstrasyon alanında çalışıyorum. Grafik tasarım geçmişim var ve uzun süredir sanat üretimiyle ilgileniyorum.</p>

<p><strong>“In The Now” sergisinin hikâyesi nedir? İzleyicileri neler bekliyor?</strong></p>

<p>“In The Now” yani “Şimdi”de olmak fikri, pandemi döneminde daha da anlam kazandı. O süreç bize bugünü yaşamanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Aslında ben çalışmalarımda her zaman bu anlamı taşımaya çalışıyorum; geçmişten gelen bir karakter ya da düşünceyle bugünü birleştirmek… Bu seride 2020’den beri ürettiğim eserler var. Bazıları daha önce başka yerlerde sergilendi, bazıları ise burada ilk kez izleyici önüne çıkıyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0243.png" /></p>

<p><strong>Eserlerinizde İran kültürü ve felsefesinin izleri var. Bu yaklaşımınızda izleyiciye ne hissettirmek istiyorsunuz?</strong></p>

<p>İlk bakışta geleneksel bir sanat dili görüyorsunuz ama detaylarda bir zaman yolculuğu başlıyor; bugüne geliyor, bazen geleceğe uzanıyor. Geçmiş ile gelecek arasında bir denge kurmaya çalışıyorum. Grafik tasarım kökenim sayesinde teknik denemelere açığım; resim yaparken o an ne hissediyorsam, hangi teknik uygunsa onu uyguluyorum.</p>

<p><strong>Gökyüzü ve astrolojiye ilginiz de var. Bu temalar eserlerinize nasıl yansıyor?</strong></p>

<p>Gökyüzü ve yıldızlar çocukluğumdan beri ilgimi çekiyor. Elektriğin olmadığı dönemleri düşünün; insanlar gece gökyüzünü çok net görebiliyordu. O görüntülerin insanda yarattığı hayal gücü beni çok etkiliyor. Bu nedenle gökyüzü, eserlerimde hem geçmişin hem de geleceğin bir parçası olarak yer alıyor.</p>

<p><strong>Bazı eserlerinizde figürler boşlukta, mekânsız bir alanda duruyor. Bunun sebebi nedir?</strong></p>

<p>O boşluğu kullanmamın sebebi, figürlerin iç dünyasını yansıtmak. Mekânsız alanlar, karakterin zihinsel bir dünyada olduğunu hissettiriyor. Sonsuz bir alan ya da tek bir renk… Yani fiziksel bir mekân değil, zihinsel bir atmosfer yaratmak istiyorum.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_0231.png" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong> </strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/hemad-javadzade-ile-simdide-olmak-uzerine</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 15:35:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/08/_33d5b.png" type="image/jpeg" length="25505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SANATLA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR YAŞAM "DAİRESEL ÖYKÜLER" ODA ART'TA]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/sanatla-surdurulebilir-bir-yasam-dairesel-oykuler-oda-artta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/sanatla-surdurulebilir-bir-yasam-dairesel-oykuler-oda-artta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihi Odunpazarı bölgesinde yer alan Oda Art Sanat Galerisi'nde, sanatçı Stefanie Aydın'ın "Dairesel Öyküler" adlı kişisel sergisi gerçekleştirildi. Serginin açılışı, sanatseverlerin yanı sıra Odunpazarı Belediye Başkanı Av. Kazım Kurt ve Başkan Yardımcısı Emre Genç'in katılımıyla yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanatla sürdürülebilirliği bir araya getiren sergide, Aydın; atık kağıtlar, mısır yaprakları, karahindiba sapları, kombuça mantarı, geri dönüştürülmüş kumaşlar gibi doğal malzemeleri sanat eserine dönüştürdü. Aynı zamanda geleneksel yün keçe yapımı ve dokuma tekniklerine de eserlerinde yer verdi. </p>

<p>Sergide, tüketim toplumunun geride bıraktığı malzemelerle doğayla uyumlu üretim modelleri sorgulandı; ziyaretçiler ekolojik düşünmeye davet edildi. “Dairesel Öyküler”, doğal geçiciliğin içindeki yaratıcılığı görünür kılarak, izleyicilere sürdürülebilir bir yaşamın sanatsal yorumunu sundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF0333.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF0317.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF0339.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSCF0364.jpg" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/sanatla-surdurulebilir-bir-yasam-dairesel-oykuler-oda-artta</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 10:51:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/08/_d3c53.jpg" type="image/jpeg" length="84029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de Yaratıcılığın ve Modanın Buluştuğu Nokta: X Night | Yıldızlı Gece]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/eskisehirde-yaraticiligin-ve-modanin-bulustugu-nokta-x-night-yildizli-gece</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/eskisehirde-yaraticiligin-ve-modanin-bulustugu-nokta-x-night-yildizli-gece" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ Eskişehir, şehrin en büyük yaratıcı network etkinliği olan X Night by Espark | Yıldızlı Gece ile unutulmaz bir geceye tanıklık etti. Espark AVM Roof alanında gerçekleşen bu özel buluşmada, 3000’in üzerinde yaratıcı bir araya gelerek Eskişehir’in yaratıcı ekosistemine ilham dolu bir katkı sundu. Geceye damgasını vuran anlardan biri, Eskişehir Teknik Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nün mezuniyet defilesi oldu. Genç tasarımcıların emeği, hayal gücü ve yaratıcılığı; X Design Factory’nin vizyonu, Espark’ın desteği ve Hakan Yılmaz'ın dijital sanat eserleriyle birleşerek şehrin kalbinde büyüleyici bir moda şölenine dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3211.jpg" /></p>

<p> Sahne performanslarında ise enerjisiyle Soul Grinders ve müziğiyle fark yaratan Hey! Douglas, geceye ritim ve coşku kattı. Müzik, tasarım ve dijital sanatın aynı çatı altında buluştuğu bu gece, katılımcılar için sadece bir etkinlik değil; yaratıcılığın alkışlarla kutlandığı, ilhamın gökyüzüne taştığı özel bir deneyime dönüştü.</p>

<p>Etkinliğin gerçekleşmesine katkı sunan tüm sponsorlar, Espark AVM ailesi ve Eskişehir’in yaratıcı ruhuna katkıda bulundu. X Night, yalnızca bir geceyi değil, koca bir vizyonu büyüttü</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3198.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSC_9052.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSC_9130.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3200.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3206.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3213.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3201.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3193_1.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3191_2.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSC_9035_1.jpg" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/eskisehirde-yaraticiligin-ve-modanin-bulustugu-nokta-x-night-yildizli-gece</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Aug 2025 12:29:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/08/_088e4.jpg" type="image/jpeg" length="69941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ESKİŞEHİR'DE SANATIN YENİ ADRESİ PİNART SANAT ALANI]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/eskisehirde-sanatin-yeni-adresi-pinart-sanat-alani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/eskisehirde-sanatin-yeni-adresi-pinart-sanat-alani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ Eskişehir’in tarihi Odunpazarı bölgesi, 2024 yılı itibarıyla yeni bir sanat mekânına ev sahipliği yapıyor. “PinArt Sanat Alanı” adıyla açılan bu yeni merkez, hem sanatseverlere hem de Eskişehir’in kül türel dokusuna katkı sunmayı hedefliyor. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi Odunpazarı Evleri’nin atmosferinde konumlanan PinArt, sanat ile tarihi bir araya getiren yapısıyla dikkat çekiyor. Mekân, özgün sergiler, yaratıcı sanat atölyeleri ve çeşitli etkinliklerle birçok sanat dalına kapı aralarken, ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunmayı vaat ediyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSC_2747_1.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>PinArt Sanat Alanı, yalnızca bir sergi alanı olmanın ötesinde; Eskişehir’in kültürel zenginliğini destekleyen ve farklı sanat disiplinlerine ev sahipliği yapmayı amaçlayan bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Kurucularının vizyonu doğrultusunda, sanatın yenilikçi yönünü Odunpazarı’nın tarihi dokusuyla buluşturan PinArt, hem yerel hem de ulusal düzeyde sanat projelerine ev sahipliği yapmayı planlıyor. </p>

<p> Eskişehir’de sanatla iç içe bir gün geçirmek isteyenler için PinArt, görülmeye değer bir durak olacağa benziyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSC_2812.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSC_2737_3.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSC_2796_3.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/Pinart-Sanat-Alanı_1.jpg" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/eskisehirde-sanatin-yeni-adresi-pinart-sanat-alani</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Aug 2025 11:36:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/08/_b6def.jpg" type="image/jpeg" length="74625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OMM DİREKTÖRÜNDEN ESKİŞEHİR'E SANATLA BİR BAKIŞ "DEFNE CASARETTO"]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/omm-direktorunden-eskisehire-sanatla-bir-bakis-defne-casaretto</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/omm-direktorunden-eskisehire-sanatla-bir-bakis-defne-casaretto" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çağdaş sanatın kalbi Eskişehir’de atıyor. Sadece 
eserleriyle değil, mimarisi, vizyonu ve eğitim 
programlarıyla da dikkat çeken Odunpazarı Modern 
Müze (OMM), sanatın herkes için erişilebilir olduğu bir 
alan yaratmayı başarıyor. Kurucusu Erol Tabanca’nın 
koleksiyonculuk tutkusu ile başlayan bu yolculuk, 
Kengo Kuma’nın imzasını taşıyan etkileyici bir 
yapı ve yaşayan bir sanat ekosistemine dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biz de Follow Magazin olarak; OMM’un kuruluş hikâyesinden mimari detaylarına, sergilerden atölye çalışmalarına, sürdürülebilirlikten gastronomiye uzanan bu çok yönlü sanat deneyimini, OMM direktörü Defne Casaretto’dan dinledik. OMM ve OMM INN’e dair pek çok detay bu özel söyleşide.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/OMM-Batuhan-Keskiner-1-1_1.jpg" /></p>

<p><strong> OMM’un kuruluş hikâyesi nedir? OMM mimari yapısı ile özellikle çok dikkat çekiyor. Bize biraz binanın mimari sürecinden bahseder misiniz?</strong></p>

<p> Kurucumuz Erol Tabanca’nın öğrencilik yıllarından itibaren sanata olan ilgisi ile toplamış olduğu eserler bir koleksiyona dönüşmüş, ofis ve yaşam alanlarında sergileniyordu. 2015 yılında Maslak Atatürk Oto Sanayi içinde hem bir sergileme hem de depolama alanı oluşturduk. Erol Bey her zaman eserlerin kapalı kapılar arkasında olmasındansa paylaşılmasından mutluluk duyar, bu sebeple bu alanda zaman zaman sergiler düzenlemeye ve farklı misafir grupları ile koleksiyonumuzu paylaşmaya başladık. Zaman içinde müze fikri gelişmeye başladı. Günümüzde müze binaları ve tasarımcıları da çok önemli bir konu. Sıklıkla verilen Guggenheim Bilbao örneğinde olduğu gibi müze binaları bulundukları alanı dönüştüren, bir adım öne çıkaran ve çevresi ile kurduğu iletişim ve etkileşim ile katkı sağlayan önemli yapılar. Buradan hareketle bina tasarımı üzerinde düşünülmeye başlandı. Bir Japonya seyahatinde Kengo Kuma'nın tasarımları ve sürdürülebilir mimari yaklaşımı ile kendisinden etkilenerek davet etti. Kengo Kuma sürdürülebilir mimarinin dünyada öne çıkan en önemli isimlerinden birisi. Bundan sonra süreç başlamış oldu.</p>

<p> Kengo Kuma ve ekibinin Eskişehir’e gelmesi, bölgeyi ve tarihini incelemesi ile ilk tasarım süreci başlamış oldu. Kengo Kuma mümkün olduğunca az beton kullanması ve ahşap, taş ve kağıt gibi malzmelere ağırlık vermesi ile bilinen bir mimar. OMM binasını tasarlarken de bölgeyi çok iyi analiz ederek buradaki Osmanlı sivil mimarisi yapılar üzerine düşünüp referans alarak ilerledi. Doğa ile bina ve bulunduğu lokasyonun güçlü bir bağ ve uyumu Kuma'nın tasarım anlayışında önemli bir unsur. OMM binası hem Osmanlı sivil mimarisi, hem geleneksel Japon mimarisinden izler taşıyan bir yapı. Geometri, ışık, kümelenme ve ahşap öne çıkan 4 öge. Osmanlı sivil mimarisinde bulunan bağdadi tekniğinden ilhamla tasarıma yansıyan yatay ahşaplar binanın dış cephesinde görülebiliyor. Müzenin içinde yer alan ve tüm binaya hakim olan bizim atrium adını verdiğimiz, gün ışığını içeriye süzen alan ise ilhamını Osmanlı kubbe mimarisinden alıyor. Binada kullanılan ahşaplar ise Rusya'daki sürdürülebilir ve endüstriyel çam ormanlarının ömrünü doldurmuş seçildi. Biz sürdürülebilirlik konusunu önceliyor, bu anlamda tüm alanlarımızda düzenlemeler yaparak bunu geliştirmek üzere düşünüyoruz. OMM 2022 yılında bina tasarımı ile dünyanın en önemli sanat yayınlarından Art News’in 2022 yılında hazırladığı 100 yılın en iyi 25 müze binası listesine girdi. Bu da bizim için büyük bir gurur tabii.</p>

<p><strong><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/OMM-Kengo-Kuma-Studio-NAARO-2.jpg" /></strong></p>

<p><strong> OMM’un Eskişehir’e ve Türkiye’ye katkıları sizce neler oldu?</strong></p>

<p> OMM, açıldığı 2019 yılından bu yana yalnızca Eskişehir için değil, Türkiye genelinde çağdaş sanatın yaygınlaşması adına önemli bir rol üstlendi. Müze, İstanbul dışındaki büyük ve kalıcı bir çağdaş sanat kurumu olarak merkeziyetçi sanat algısını kırdı; kültür sanatın büyük şehirlere sıkışmadan da güçlü bir şekilde var olabileceğini gösterdi. Özellikle genç sanatçılara sunduğu görünürlük sayesinde yeni kuşak yaratıcıların gelişimine destek oldu. Dinamik sergileriyle, güncel üretimlere ev sahipliği yaparak geçmişle bugünü bir araya getirdi. Eğitim programları, atölyeler ve söyleşilerle de sadece bir sergi mekânı değil, yaşayan ve paylaşan bir kültürel merkez hâline geldi. Müze mimarisi, sergileri ve programlarıyla sadece Eskişehir’in değil ulusal ve uluslararası ziyaretçilerin deneyim alanı olmasını sağlayarak bir çekim merkezi oluşturdu. Bu sayede turizme ve yerel ekonomiye de önemli bir katkı sağlamış oldu. </p>

<p><strong>Şu anda OMM’da hangi sergiye ev sahipliği yapıyorsunuz?</strong></p>

<p> Şu anda üzerinde 5 senedir çalıştığımız ve küratörlüğünü aynı zamanda yönetim kurulu başkanımız olan idil Hanım’ın üstlendiği Ehlikeyif sergisi devam ediyor. Bu sergi tasarım dünyasına yaklaşımı ve Türkiye’de gerçekleştirilen tematik ve bu çapta bir tasarım sergi olması ile öne çıkıyor diyebiliriz. Sergide sanatçıların resim, heykel ve tasarım gibi farklı üretim biçimlerini bir arada görebilirsiniz. Sergi konusunu özetle doğa ve insan ilişkisinden alıyor diyebiliriz. Biraz daha açmak gerekirse; modernleşme ve teknolojinin gelişimi ile insanın doğa ile ilişkisinde bir mesafe oluştu. Evlerimizde daha çok zaman geçirmeye başladığımız -ki bunda kentleşme vb gibi birçok etken de var- dönemde ev eşyaları ile olan ilişkimiz de değişime uğradı. Pandemi dönemi belki bunu en çok hissettiğimiz dönemlerden birisi olabilir. Zamanla dışarısı ile olan bağımızı doğanın unsurlarını evimize taşıyarak devam ettirme ya da bağlantıda kalma çabamız oluştu. Kimi zaman bir çiçek, kimi zaman topladığımız deniz kabukları ama bir şekilde doğadan unsurları evimizin içine yerleştirmeye başladık. İşte “Ehlikeyif”; doğanın kentsel hayatlarımıza tekrar girmesi için alan açan üretimleri inceliyor. Sergide yer alan sanatçılar, yapıtlarına doğadan unsurlar ve insani nitelikler katarak işlevsel nesnelere ruh kazandırarak doğanın unsurları ile aşılanmış, alışılmadık ve eğlenceli tasarımları bir araya getiriyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/OMM-Shop-Avlu_1.jpg" /></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/OMM-Bakkal.jpg" /></p>

<p><strong>Sergi seçim süreci nasıl işliyor, kürasyon aşamalarında nelere dikkat ediliyor?</strong></p>

<p>Sergiler iki yıllık programlar hâlinde ilerliyor. OMM yerelden evrensele ilerleyen ve bu anlamda çeşitliliğe önem veren programlar hedefliyor. Bu sebeple sergilerimiz senede bir ana sergi ve zaman zaman buna eklemlenen proje sergileri ile hem koleksiyonumuzdan hem de koleksiyon dışından sanatçıların çalışmalarına yer veren karma sergiler ile ilerliyor.</p>

<p>Açılış, kurucumuz Erol Tabanca koleksiyonundan küratörlüğünü Haldun Dostoğlu’nun üstlendiği VUSLAT sergisi ile gerçekleşti. Arkasından gelen sergilerimiz hem koleksiyonumuzda bulunan sanatçıların hem de koleksiyonumuzda olmayan farklı disiplinlerden sanatçıların çalışmalarına yer veren sergiler oldu. Maziye Bakma Mevzu Derin, Yas ve Haz, Günün Sonunda, İki Güneş Altında gibi sergilerimizde eserleri farklı temalar altında ziyaretçilerimiz ile buluşturduk. Bizim için sergilerde çoğulcu bir bakış açısı ile farklı disiplin ve yaşlardan sanatçıların üretimlerini bir araya getirerek ziyaretçilerimiz ile buluşturabilmek oldukça önemli. Usta isimlerinde yanında genç sanatçıların çalışmalarına sergilerimizde yer vermeyi önemsiyoruz. Sabit bir koleksiyon sergimiz yok, Eskişehir’in dinamik yapısı ve misafir ettiği ziyaretçileri ile bu dinamik yapı içinde süreli sergilerle ilerlemeyi tercih ediyoruz. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bugüne kadar sizi çok etkileyen bir sergi ya da eser oldu mu?</strong></p>

<p>Birçok sergi olmuştur. Sorunuz OMM özelinde ise her sergi benim için farklı temalar ve sanatçıları bir araya getirmesi ile heyecan vericiydi. Son sergimiz Ehlikeyif, tasarım dünyasına yaklaşım biçimi ve kapsamı ile, Maziye Bakma Mevzu Derin geçmiş ve şimdi arasında kurduğu bağ ile, Günün Sonunda çevremiz ile olan ilişkimiz anlamında çok sevdiğim sergiler. Vuslat ise hepsinin ötesinde bir kavuşma hikâyesi ve ilk sergimiz olması ile önemli. </p>

<p>Dünyada ise Francis Bacon’ın Centre Pompidou’da 2020 yılında ziyaret ettiğim sergisini söyleyebilirim. Aynı tarihlerde aynı müzede ziyaret ettiğim Christian Boltanski’nin sergisi “Life in the Making” de çok etkileyici bir sergiydi. Türkiye’den ARTER’de sergilenen Ömer Koç Koleksiyonundan “Farz Et ki Sen Yoksun” son dönemlerde herkes gibi benim de beğeni ile izlediğim bir sergi oldu. Türkiye’den çok fazla sanatçı var sevdiğim, hepsi çok değer verdiğim isimler. Dünyadan Francis Bacon, Christian Boltanski, Anselm Kiefer, Zanale Mohali, Theaster Gates, Tavares Strachan çalışmalarından çok etkilendiğim sanatçılar. Bunun yanı sıra Venedik Bienali Meksika Pavyonundaki Sanatçı Eric Meyenberg’in “As we marched away, we were always coming back” adlı video ve enstalasyonu son dönemlerde beni en çok etkileyen çalışma diyebilirim.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/OMM-Bakkal-2_1.jpg" /></p>

<p><strong>OMM bünyesinde düzenlediğiniz atölye ve etkinliklerden biraz bahseder misiniz?</strong></p>

<p> OMM Eğitim Programları çerçevesinde birçok program düzenliyoruz. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, 6 yaştan başlayan programları ile OMM’da her yaş gurubu için düzenlenen programlar bulabilirsiniz. Ayrıca 4-6 yaş grubu çocuklara özel olarak hazırlanan aile atölyelerimizle, her yaştan ziyaretçimizin keyifli vakit geçirmesini sağlıyoruz. </p>

<p>Bazı programlarımız ücretli ancak birçok programımız da ücretsiz olarak düzenleniyor. Çocuklar, öğrenciler ve yetişkinler için düzenlenen sergi turlarımız var. Okul grupları için ücretsiz olarak düzenlenen sergi turlarımızın yanı sıra bireysel veya gruplar için düzenlenen ücretli rehberli turlarımız var. Müzede rehber eşliğinde sergilerimizi ziyaret edebilir, sergilere dair kapsamlı bilgiler edinebilirsiniz. Ayrıca, İş Yatırım ve Hüsnü M. Özyeğin Vakfı gibi çok kıymetli kurumlarla yaptığımız iş birlikleri sonucunda bugüne kadar birçok farklı alanda atölye ve etkinlik düzenledik. İş Yatırım desteğiyle gerçekleştirdiğimiz “VR Room” sayesinde pek çok ziyaretçimiz 3 boyutlu sanat deneyimi yaşarken, Hüsnü M. Özyeğin Vakfı desteğiyle gerçekleştirdiğimiz “OMM’la İlham Verenlerin İzinde” programı kapsamında alanında uzman birbirinden farklı sanatçı ve tasarımcılarla buluşma ve deneyimlerinden faydalanma imkânı sağladık. İş Yatırım ile yaz dönemi boyunca devam edecek OMM Çocuk Akademide yine zengin bir içerik sunuyor olacağız.</p>

<p> Atölye ve Seminerleri yine farklı yaş grupları için düzenliyoruz. Her sergiye paralel düzenlenen atölye ve konuşma programlarımız olduğu gibi sergiden bağımsız ücretli ve ücretsiz programlarımız da var. Kolaj, resim, seramik, heykel, dijital atölyeler farklı yaş grupları (öğrenci, çocuk ve yetişkin gibi) için farklı içerikler sunarken üniversite öğrencileri için mezun oldukları alana dair bilgileri paylaştığımız “Portfolyo Günleri” başlıklı programımız var. Bu programda mezun oldukları alana dair; koleksiyoner, galerici, sanat yazarı ve eleştirmeni, sanatçı, genç sanatçılar için oluşturulan sanat platformlarının kurucuları ile bu alanın önemli yapı taşları ile müzede buluşma imkânı buluyoruz. Bu önemli, çünkü güzel sanatlar veya bu disiplinlere dair eğitim alan arkadaşlarımız ya da bu alanda çalışan gençler için bu buluşmalarda bu alanlara dair pek çok soruyu birlikte soruyor ve cevaplıyoruz. </p>

<p>Film günleri ile OMM terasta film günlerimiz oluyor. Ayrıca sürdürülebilir film festivali, bozcaada film festivali ile yaptığımız iş birliği ile sürdürülebilirlik konusunda önemli gösterimlere ev sahipliği yapıyoruz. Institut Français ve Goethe Enstitüsü arşivinden filmler ile programımızı zenginleştiriyoruz. Çocuk programlarımız; yaz döneminde OMM ÇOCUK AKADEMİ başlığı ile atölye, seminer ve film gösterimleri ile çeşitlenerek devam ediyor. Tüm programlarımızda merakı ve yaratıcılığı besleyen projelerimiz ile katılımcılarımızı yeni fikir ve projeler üretmeye teşvik ediyoruz. Tüm programlarımızı sosyal medya hesabımız @ommxart veya omm.art web sitemizden takip edebilir ve bilgi alabilirler. Her programa dair detaylı bilgileri instagram hesabımızda aylık programlar şeklinde düzenli olarak paylaşıyoruz. </p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/OMM-INN-3.jpg" /></p>

<p><strong><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/OMM-INN-2.jpg" /></strong></p>

<p><strong>Siz bir sanat kurumunun müze direktörü olarak, bir gününüz nasıl geçiyor?</strong></p>

<p>Sabah erken saatlerde güne başlıyorum. Günümün büyük bölümü ekip arkadaşlarımla yeni projelerimiz üzerine çalışarak geçiyor. Mutlaka haftada 2 günümü güncel sergileri ziyaret etmeye ayırıyorum, dolayısıyla bazı günlerim sergi ziyaretleri ile geçiyor. Yeni çıkan yayınlar ve yerli yabancı güncel sergilere dair yazılar ve haberleri takip edip okuma yapıyorum. </p>

<p><strong>Aynı zamanda OMM’un hemen yanında yer alan OMM INN’de sanatla iç içe bir ortamda gastronomi deneyimi sunuyorsunuz. Menü oluşturulurken nelere dikkat ediliyor? OMM INN’in sürdürülebilirlik programı Stay in Harmony’den de biraz bahsedebilir misiniz?</strong></p>

<p>OMM INN bizim bir uzantımız olarak bünyemizde bulunan ve özenle planladığımız alanımız. Burada özellikle pandemi öncesi müzenin kuruluşu ile çalışmaya başladığımız hem müze hem bu alanda üzerinde çalışmaya devam ettiğimiz politikalarımızı uyguluyor ve geliştirmeye devam ediyoruz. </p>

<p>“Stay in Harmony” adını verdiğimiz sürdürülebilirlik politikalarımızla karbon ayak izimizi azaltmak, kaynakları bilinçli kullanmak ve mümkün olduğunca az atık üretmek için önceliğimizi doğa olarak belirlediğimiz uygulamalara yer veriyoruz. Amacımız doğayı önemseyen bir hizmet anlayışı sunmanın yanı sıra misafirlerimizi doğa dostu değişimleri hayatlarına katmaya teşvik edebilmek. </p>

<p>OMM INN’de yeşil oda politikamız var; sizin de desteğiniz ile karbon ayak izimizi azaltarak su kullanımı vb harcamalarımızı minimuma indirmeye çalışıyor, doğaya etkilerimizi en aza indirmeye gayret ediyoruz. OMM INN’de bitki bazlı bir mutfak oluşturduk. Sağlıklı, lezzetli ve doğa dostu bir menümüz var. Menümüz belirli aralıklarla yeni tatlar eklenerek güncelleniyor. Misafirlerimiz Eskişehir’de böyle bir seçenek sunuyor olmamızdan ve doğa dostu politikalarımızdan memnunluk duyuyorlar. OMM INN aynı zamanda hayvan dostu bir otel. Patili dostlarımızı da otelimizde misafir ediyor, onları da yaşam alanlarımızda ağırlıyoruz. OMM INN’de aynı zamanda OMM BAKKAL adında küçük bir dükkânımız da var. Burada hem bitki bazlı gıdalara hem de doğa dostu kozmetik ve ev yaşam ürünlerine yer veriyoruz. Ayrıca OMM’un herkes tarafından çok beğenilen mağazası OMM Shop’un bir şubesi yine OMM INN’de ziyaretçilerimiz için bulunuyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/OMM-Batuhan-Keskiner-2.jpg" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/omm-direktorunden-eskisehire-sanatla-bir-bakis-defne-casaretto</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Aug 2025 15:11:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/08/omm-direktorunden-eskisehir-e-sanatla-bir-bakis-defne-casaretto_e9d12.jpg" type="image/jpeg" length="63274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adalet Sahnesinde Sanatın Kalbinde HÜSEYİN AKÇAR]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/adalet-sahnesinde-sanatin-kalbinde-huseyin-akcar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/adalet-sahnesinde-sanatin-kalbinde-huseyin-akcar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hukuk ve sanat... Biri kelimeleri adalet için sıralar, diğeri duygularla gerçeği anlatır. İlk bakışta birbirine uzak gibi görünen bu iki alan, Hüseyin Akçar'ın hayatında şaşırtıcı bir uyumla buluşuyor. Gündüz adliye koridorlarında hak arayan bir avukat, akşam sahnede karakterlerin ruhuna bürünen bir tiyatrocu... "Kadınlar Konuşursa" adlı oyunuyla başarı ve emek ödülüne layık görülen Hüseyin Akçar, aynı zamanda kurucusu olduğu Sui Generis Tiyatro ile toplumsal sözünü cesurca ifade eden bir sanatçı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peki, bu çok yönlü yaşam nasıl mümkün oluyor? Tükenmeden üretmenin sırrı ne? Hem adaletin peşinden giderken hem de sahnede içsel hesaplaşmaları dile getirirken kurulan bu denge nasıl sağlanıyor? Sözü, kalbinin ve aklının rotasını aynı anda takip eden Hüseyin Akçar'a bırakıyoruz...</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/DSC_2246.jpg" /></p>

<p><strong>Hem hukuk hem sanat... İlk bakışta zıt gibi duran bu iki alan sizin hayatınızda nasıl bir uyum içinde ilerliyor? Hüseyin Akçar bu iki dünyayı nasıl dengeliyor? </strong></p>

<p>Aslında hukuk da sanat da insanı anlamaya çalışır; biri aklın terazisinde adaleti, diğeri kalbin aynasında hakikati arar. İlk bakışta zıt gibi görünseler de benim hayatımda bu iki alan bir bütünün parçaları. Hukuk bana sınırları, sorumluluğu ve mücadeleyi öğretirken; sanat bana ifade özgürlüğünü, duygunun gücünü ve hayal gücünün sınırsızlığını veriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hukuki bir dilekçeyi yazarken kelimeleri ne kadar özenle seçiyorsam, sahnede bir metni işlerken de aynı titizlikle yaklaşırım. Çünkü her ikisi de bir anlatıdır. Birinde adaletin izini sürersiniz, diğerinde insan ruhunun derinliklerine inersiniz. Bu iki dünya arasında yürümek, dengede kalmayı değil, dengeyi kurmayı gerektiriyor. Hele bu dengeyi adaletle gerçekleştiriyorsanız, o zaman işinizi hakkıyla yapıyorsunuz demektir. </p>

<p>Sanat, hukukçu yönüme vicdani derinlik katıyor; hukuk ise sanatçı yönüme disiplin ve sorumluluk... Bu nedenle biri olmadan diğerini eksik hissederim. Denge, hayatımın merkezindeki en yaratıcı mücadele. Tiyatronun içinde kaybolmak aslında adaletli kalma mücadelesinin dışavurumu diyebiliriz. Bu anlamda iyi ki de ikisini beraber yürütebiliyorum. </p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/GEMB0008.jpg" /></p>

<p><strong>"Kadınlar Konuşursa" oyunu ile başarı ve emek ödülüne layık görüldünüz. Peki "Sui Generis Tiyatro" sizin için sadece bir ekip mi, yoksa hayatınızda daha başka anlamları da var mı? </strong></p>

<p>Sui Generis Tiyatro benim için bir ekipten çok daha fazlası. Bir hayalin, bir inancın, bir direnişin vücut bulmuş hali. Kurumsal bir yapının ötesinde, vicdanlı insanların, sözü olanların ve değiştirme cesareti taşıyanların bir araya geldiği bir yolculuk bu. Her oyun, sadece bir sahne performansı değil; aynı zamanda bir çağrı, bir isyan, bir yüzleşme.</p>

<p>"Kadınlar Konuşursa" ile aldığımız ödül, bu yolculuğun ne kadar doğru bir yolda ilerlediğinin bir göstergesi. Ama esas ödül, seyircinin gözlerindeki parıltı, bir cümlemizle değişen bir bakış açısı, bir sahne sonunda kurulan sessiz bağ...</p>

<p>Sui Generis, benim için hem üretmenin özgürlüğü hem de sorumluluğun ağı. Bazen bir umut ışığı, bazen bir içsel hesaplaşma. Kimi zaman bir itiraz, kimi zaman bir kucaklaşma. Yani yalnızca bir ekip değil; benim sesim, sözüm, duruşum. Yaşama sanatıyla, sanatla arasındaki en özel çizgi.</p>

<p>Sui Generis Tiyatro'yu; hayattaki idolüm diyebileceğim ve örnek aldığım bir kişi olan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'in Eskişehir'e duyduğu aşk gibi tarif ederim. O "AŞKIM ESKİŞEHİR" der; ben de "Aşkım SUI GENERIS" derim.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/IMG_3369.jpg" /></p>

<p><strong>Bir gününüzü izlesek, sabahından gecesine kadar neler görürüz? Avukatlık, tiyatro, dans, projeler... Bu tempoda üretim nasıl mümkün oluyor, tükenmeden nasıl devam ediyorsunuz?</strong></p>

<p>Bir günüm, çoğu zaman bir sahne provası gibi başlıyor: planlı ama her an sürprizlere açık. Sabah erken saatte hukuk bürosunda başlayan mesaim, çoğu zaman bir dilekçeyle, bir müvekkilin hikayesiyle bir hak arayışıyla şekilleniyor. Ardından ülke gündemine dair bakışım ve siyasi düşüncemle ilgili çalışmalarım, faaliyetlerim. Sonrasında sivil toplum faaliyetleri içerisinde gönüllülük bilinciyle kaybolmam. Akabinde sahneye, prova alanına geçiyorum. Aynı günün içinde hem bir dosyada adaletin izini sürüyor; hem de sahnede bir karakterin duygularını yaşıyorum. Akşamları dans provaları, siyasi görüşmeler, bazen arkadaşlarımla yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projeleriyle devam ediyor. Bütün bunların yanında ailemle vakit geçirmenin verdiği haz, yaptığım bütün işleri taçlandırıyor.</p>

<p>Bu tempo dışarıdan yorucu gibi görünse de benim için tam tersine besleyici. Çünkü her bir alan diğerini dengeleyen bir kaynak. Hukukun akılcı yönü, tiyatronun - sanatın duygusal alanıyla dengeleniyor. Sanatın yaratıcı tarafı, hukukta karşılaştığım sert gerçekleri dönüştürmeme yardımcı oluyor.</p>

<p>Tükenmemek için sırrım şu: ne yaptığımı değil, neden yaptığımı hatırlamak. Her şeyin merkezinde "insan" var. İnsana dokunan her şey ise beni ayakta tutan yakıt. Yoruluyorum elbette, ama tükenmiyorum. Çünkü her gün, inandığım bir dünya için yeniden başlıyorum.</p>

<p><strong>Başarı sizin için ne demek? Bugüne kadar çok yönlü başarılar elde etmiş biri olarak, gençlere ya da kendine yeni bir yol çizenlere tek bir cümleyle ne söylemek istersiniz?</strong></p>

<p>Benim için başarı, yoğunlukta gelen bir ödül. Hep derim; başarı yoğunlukta gelir diye. Gerçekte de öyle; başarıya ulaşabilmek planlı bir çalışmayı ve anı anına iyi değerlendirmeyi gerektrir. Başarı, gününü iyi planlamaktan geçer. Bu anlamda aslında "başarı" alkışın sesi değil; vicdanın sesiyle uyum içinde yaşayabilmek demektir. </p>

<p>Ve gençlere tek bir cümleyle şunu söylemek isterim: "Başkalarının pusulasıyla değil, kendi yüreğinizin rotasıyla yürüyün; çünkü gerçek başarı, kendin olmaktan hiç vazgeçmemektir. Aynı zamanda planlı programlı olacak şekilde anı ıskalamamak demektir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/adalet-sahnesinde-sanatin-kalbinde-huseyin-akcar</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Aug 2025 10:15:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2025/08/_adcdb.jpg" type="image/jpeg" length="56012"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başarılı Keman Sanatçısı Eylül ERYILMAZ]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/basarili-keman-sanatcisi-eylul-eryilmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/basarili-keman-sanatcisi-eylul-eryilmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müzik dünyasında adından söz ettiren genç keman virtüözü ile özel bir röportaj gerçekleştirdik. Keman yolculuğuna henüz 10 yaşındayken Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda başlayan ve şu anda Almanya’daki Kassel Louis Spohr Müzik Akademisi'nde eğitimine devam eden bu yetenekli müzisyenle, müziğe olan tutkusunu, ilham kaynaklarını ve kariyerindeki önemli dönüm noktalarını konuştuk. Ailesinin ve çevresinin desteğiyle kemanla duygularını ifade etme yolculuğunu, genç nesillere nasıl ilham vermeyi hedeflediğini ve müzikal vizyonunu nasıl şekillendirdiğini bizimle paylaştı.<br />
 </p>

<p>Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, keman yolculuğunuz ne zaman ve nasıl başladı?</p>

<p>Keman yolculuğum çok küçük yaşlarda başladı, henüz 10 yaşındayken Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarında müzik eğitimim başladı ve bu süreç, müziğin duygusal ve ifade edici gücüne olan ilgimle şekillendi. Kemanı ilk elime aldığımda, onun sadece bir enstrüman değil, duygularımı dışa vurabileceğim bir dil olduğunu fark ettim. Sanatın içimdeki kaosu anlamlandırmama yardımcı olduğunu düşünüyorum, ki bu da bana hem müzikal hem de kişisel olarak büyük bir rahatlama sağlıyor. Ailem ve çevrem, sanatı bu kadar içselleştirmemde ve kariyerimde ilerlememde en büyük destekçilerim oldu. Eğitimim sırasında, özellikle sahne performansı ve teknik becerilerimi geliştirmeye odaklandım. Her zaman kemanın bana sunduğu farklı duygusal katmanları keşfetmeye çalıştım ve bu yolculukta HilaryHahn gibi büyük virtüözlerden ilham aldım. Bu ilham kaynakları sayesinde kendi sesimi ve stilimi bulma yolunda adım adım ilerledim. Özellikle keman, benim için sadece bir müzik aracı değil, aynı zamanda derin duyguları ifade etmenin bir yolu oldu. Her sahnede ve her eserde yeni bir şey öğreniyorum. Kemanın çok yönlülüğü, müziği keşfetme isteğimi daha da artırıyor ve beni sürekli olarak daha iyisini yapmaya teşvik ediyor. Müzik kariyerimde hedefim, sadece performanslarımda değil, aynı zamanda ileri de genç nesillere de ilham vererek müziğin birleştirici gücünü göstermek. </p>

<p>Eğitim hayatınız hakkında bilgi alabilir miyiz?</p>

<p>Eğitim hayatım müziğe olan tutkumun temelini oluşturdu. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda aldığım eğitimin benim için çok büyük bir önemi var. Burada keman tekniklerini öğrenirken aynı zamanda müziğin teorik temellerini de kavradım. Konservatuvarın disiplinli yapısı, müzikal becerilerimi en üst seviyeye çıkarmama yardımcı oldu. Eğitim hayatım boyunca, her geçen gün keman çalmanın sadece bir teknik beceri olmadığını, aynı zamanda kendini ifade etmenin bir yolu olduğunu fark ettim.Aldığım bu eğitim, beni uluslararası yarışmalara ve orkestralara hazırladı. Ayrıca profesyonel sahne tecrübeleri edinmeme olanak sağladı. Orkestrada çalmak, ekip çalışması ve birlikte müzik yapmanın ne kadar kıymetli olduğunu öğretti. Birlikte sahnede olmanın verdiği sorumluluk ve disiplin, kişisel gelişimime de katkı sağladı. Öğretmenlerimden aldığım geri bildirimler ve tavsiyeler sayesinde müzikte kendi tarzımı bulmaya başladım. Kemanın sadece bir enstrüman olmadığını, onunla duyguların en saf haliyle dışa vurulabileceğini öğrendim. Eğitimim halen devam ediyor ve bu süreçte her zaman yeni şeyler öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye açık bir şekilde ilerliyorum. Eğitim hayatımda bir başka önemli dönüm noktası da Almanya'daki Kassel Louis Spohr Müzik Akademisi'ne kabul edilmem oldu. Burada, Annette Walther’in öğrencisi olarak eğitimime devam ediyorum. Walther gibi saygın bir keman virtüözünün rehberliğinde, teknik becerilerimi ve müzikal vizyonumu daha da geliştirme fırsatına sahibim. Almanya'daki bu eğitim süreci, hem Avrupa’daki müzik geleneğini yakından tanımama hem de uluslararası arenada kendimi geliştirmeme olanak sağlıyor. Kassel'deki eğitimim, müziğe bakış açımı daha geniş bir perspektifle şekillendiriyor.</p>

<p>Müzik yolculuğunuz boyunca, aileniz ve çevrenizden nasıl destekler ve yönlendirmeler aldınız?</p>

<p>Müzik yolculuğumda ailem her zaman en büyük destekçim oldu. Küçük yaşta müziğe olan ilgimi fark edip beni keman derslerine yönlendirdiler. Ailemin maddi ve manevi desteği sayesinde, eğitimime gönül rahatlığıyla odaklanabildim. Özellikle konserlerimde ve yarışmalarda yanımda olmaları, bana güç ve cesaret verdi. Çevremdeki öğretmenlerim, müzikal gelişimimde büyük rol oynadı; her biri bana yol gösterici oldu. Onların rehberliği, teknik becerilerimi geliştirmeme ve müzikal yorumlarımı derinleştirmeme yardımcı oldu. Aynı zamanda arkadaşlarım da bu süreçte bana hem destek oldular hem de ilham verdiler. Her adımımda çevremden aldığım bu destek, özgüvenimi artırdı ve beni daha büyük hedeflere yöneltti. Özellikle annem ve babam, her zaman benimle gurur duyduklarını ve her konuda arkamda olduklarını hissettirdiler. Ayrıca, çevremdeki müzik camiası da bana çeşitli fırsatlar sunarak kariyerimde ilerlememi sağladı. Louis Spohr müzik Akademisine kabul edilmemde ailemin ve çevremdeki hocalarımın yönlendirmeleri büyük rol oynadı. Bu süreçte hem teknik hem de kişisel gelişimim açısından büyük bir yol kat ettim. Müzik dünyasında sağlam adımlar atabilmemin temelinde, aldığım bu destekler yatıyor. <br />
<br />
 </p>

<p>Konservatuvar eğitimi sırasında hangi alanlarda kendinizi geliştirmek istiyorsunuz? </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İyi bir Keman Sanatçısı olma hedefimin yanında, müzik eserlerinin tarihine olan ilgim de bu sürecin önemli bir parçası. Müzik tarihini inceleyerek, farklı dönemlerin ve tarzların nasıl geliştiğini öğrenmek, repertuar seçiminde ve yorumlamada derinlik kazanmama yardımcı olacak. Farklı dönemlerdeki bestecilerin ve eserlerinin karakteristiklerini anlamak, her eseri en iyi şekilde ifade etmeme olanak tanıyacak. Ayrıca, müzik analizini derinlemesine yapmak ve tarihsel bağlamları kavrayarak yorumlama yeteneğimi geliştirmek istiyorum. Yorumcu olarak, eserin tarihini ve arka planını iyi anlamak, doğru bir şekilde temsil edebilmem için kritik öneme sahip. Bu bağlamda, müzik teorisi ve tarihini birleştirerek daha kapsamlı bir perspektif kazanmak istiyorum. Kapsamlı bir eğitimle, keman yorumcusu becerilerimi ve müzik eserlerinin tarihsel bilgisini bir araya getirerek, daha etkili ve bilinçli bir sanatçı olmayı hedefliyorum. Eğitim sürecimde, çeşitli müzik dönemlerini ve stillerini öğrenerek, repertuarımı zenginleştirmek ve her eseri doğru bir şekilde yorumlamak istiyorum. Bu hedeflere ulaşmak için hem pratik hem de teorik eğitimlere odaklanacağım.<br />
<br />
 </p>

<p>Özellikle kemanı tercih etmenizin bir sebebi var mı, farklı enstrümanları da denemeyi düşündünüz mü?</p>

<p>Kemanı tercih etmemin birkaç nedeni var. Öncelikle, kemanın zengin ve çeşitli ton aralığı, müziğin çok farklı renklerini ifade etme imkânı tanıyor. Keman, solo performanslarda ve orkestralarda önemli bir rol üstleniyor ve bu bana hem bağımsız hem de toplu olarak ifade edebilme fırsatı veriyor. Ayrıca, kemanın teknik zorlukları ve virtüözitesi, müzikal becerilerimi geliştirmek için mükemmel bir meydan okuma sunuyor. Ayrıca Ailem beni çeşitli klasik müzik konserlerine götürerek enstrümanları ve onların seslerini tanımam için bana yardımcı oldu. Konservatuvarda okuyan öğrencilerle de tanıştırarak okulun ortamını yakından görmemi sağladı ve bu sayede keman çalgısı ile tanıştım, aynı zamanda da gelecekte yapmak istediğim mesleği seçmiş oldum. <br />
<br />
Ayrıca kemana hayran olduğum bir diğer unsur, Vivaldi’nin 4 mevsim oda orkestrası ve solo keman için yazdığı eseri oldu. Mevsimleri ayrı ayrı anlatması ve benim bunu hayal gücümde hissetmem klasik müziğe ve kemana hayran olmamı sağladı. Keman solonun ifadesi ve anlatım tarzı çok güçlüydü. Ses rengi ve tınısı sayesinde insanın ruhuna hitap eden bir anlatıma da sahipti. Bu yüzden kendimi kemana çok yakın hissetim. İnsan sesine en yakın enstrüman olan kemanın icracı ile arasındaki ilişki beni derinden etkiledi. Bir orkestrada daha ön planda olması ve içsel duyguları daha açık bir şekilde ifade edebilmesi kemanı sevmemde ve seçmemde beni etkileyen en önemli faktörler oldu.<br />
<br />
 </p>

<p>İlk konser deneyiminizle, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi de gerçekleştirdiniz. Bu konuda neler hissettiğinizi öğrenebilir miyiz?</p>

<p>Konservatuvara girdikten sonra birçok öğrencinin küçük yaşta orkestra parçaları çalarak tecrübe kazanmak amaçlı Eskişehir’de kurulan İki Elin Sesi Var orkestrasına girdiğini duydum. Daha sonrasında orkestrayı araştırdım ve farklı yetişme tarzı ve kültürden birçok yaşıtımın bu orkestrada ortak bir amaç için toplandığını öğrendim. Bende küçük yaşımda orkestra tecrübesi kazanmak istediğim için orkestra kadrosuna katıldım. Bu orkestra da müziğin ortak ve evrensel bir dil olduğunu, bağlayıcı bir güç olduğunu öğrendim. Farklı kültür ve çevreden olan birçok orkestra üyesiyle sahnede aynı dili konuşabilmek ve aynı işe emek vermek beni küçük yaşımda çok büyülemişti. Hala o zamanların izlerini hayatımın pek çok anında hissedebiliyorum. Müziğin sihirli ve bağlayıcılığını ve herkes tarafından kullanılabilen ortak bir dil olduğunu da biliyorum. İlk konser deneyimimi 2015 yılında Barış İçin Müzik Vakfının ve İki Elin Sesi Var Çocuk Senfoni Orkestrasının ortak sahne aldığı Zorlu Center’da 300 çocuk ile gerçekleşen konserde yaşadım. Her sanatçının ve sanatçı adayının hayatında kırılma noktaları yaşadığına ve bu kırılmalar ile bireyin sanata daha farklı bir gözle baktığına inanıyorum. Hem ilk konser deneyimim hem de büyük bir orkestra da çalmanın verdiği tecrübe ile müzik hayatımda yaşanan kırılmalardan en önemlilerinden bir tanesinin bu olduğunu düşünüyorum. </p>

<p>Sascha Goetzel ve Samuel Matus gibi günümüzde birçok başarılı konser ve projelerde ismini duyduğumuz şeflerle birlikte aynı sahnede yer almanın yeri benim için çok özeldi. Hele ki ilk konserde bu büyük şeflerle bir deneyim yaşamanın verdiği mutluluğu kelimelerle ifade etmek çok zor. Sahne tozunu yutmak böyle bir şey demek ki.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/basarili-keman-sanatcisi-eylul-eryilmaz</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Oct 2024 15:47:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2024/10/basarili-keman-sanatcisi-eylul-eryilmaz_0033d.png" type="image/jpeg" length="40273"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgün Tarzıyla  Yeni Bir Oluşum "STROCK 7th"]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/ozgun-tarziyla-yeni-bir-olusum-strock-7th</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/ozgun-tarziyla-yeni-bir-olusum-strock-7th" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Topluluk tamamen enstrümantal müzik yapma arzusuyla bir araya geldi; her enstrümanın solist konumunda olduğu grup, dinleyicisine kendi duygusal yorumlarını yapma fırsatı tanımayı hedeflemiştir.<br />
<br />
Senfoni müziğine olan ilgi ülkemizde her geçen gün artıyor. Ritmik çeşitlilik, beklenmedik vurgular, sürpriz disonanslar, müzikal gerilim yaratan harmonik gelişmeler ve kendinden emin bir müzikal ifade ile Senfoni giderek yükselen bir ivmeyle müzik dünyasındaki yerini alıyor. Eskişehir’de yeni kurulan Strock 7th senfonik rock grubu ile röportaj yaparak kendilerini sizlere tanıtma imkânı bulduk. Yakın zamanda dinleyicisiyle buluşacak grup tam bir müzik ziyafeti vermeye hazırlanıyor.Hep duyduğumuz ve alışık olduğumuz Klasik Müzik tınılarının dışında, grubun kendi düzenlemeleri ve enstrüman seçimlerinin etkisiyle dinleyiciye heyecan verici bir deneyim vadediyor.</p>

<p>Grup nasıl bir araya geldi, kısaca Strock 7th ortaya çıkış hikayesinden bahseder misiniz?</p>

<p>Grup, 2024 yılında Azer Guliyev tarafından kuruldu. Bu uzun yıllardır oluşturmak istediği bir projeydi. İlk olarak Cem Özkapı ve Yiğit Dalgın projeye dahil oldu. Ardından Arif Tunç Konak, Ceylin Öncü, Levent Öz ve Işın Işık ile grup son halini aldı.<br />
 <br />
Topluluk tamamen enstrümantal müzik yapma arzusuyla bir araya geldi; herenstrümanın solist konumunda olduğu grup, dinleyicisine kendi duygusal yorumlarını yapma fırsatı tanımayı hedeflemiştir.</p>

<p>Kısaca grup üyelerini tanıyabilir miyiz?</p>

<p>Azer Guliyev (Keman-Çello- Piyano): 1997 yılında Azerbaycan’da dünyaya geldi. İlk müzik eğitimini babasından aldı. Çocukluğundan bugüne kadar çeşitli müzik yarışmalarına ve konserlere katıldı. Şu anda Anadolu Üniversitesi Almanca öğretmenliği bölümünde lisans eğitimini sürdürmekte ve aynı zamanda çeşitli müzik projelerinde sanatını sergilemektedir.</p>

<p>Ceylin Öncü (Çello): 2003 yılında İstanbul’da doğdu. Müzik eğitimine 2013 senesinde Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Asu Perihan Karadut ile başladı. 2018 yılında eğitimine Yury Semenov ile devam etti. Çeşitli konser ve yarışmalara katılan Ceylin Öncü, lisans eğitimine yine Anadolu Üniversitesi’nde Melih Kara ile devam etmekte.</p>

<p>Levent Öz (Keman): 1998 yılında doğdu. Müzik eğitimine 2009 yılında başladı. 2017 yılında İnönü Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Keman bölümünde okudu. Eğitimine 2022 yılında Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümünde Enis Ertan ile devam etmekte.</p>

<p>Arif Tunç Konak (Gitar): 1993 yılında Adana’da doğdu. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Çalgı Yapım bölümünden mezun oldu. Çeşitli projelerde ve bireysel olarak sahne ve beste çalışmaları yapmakta.</p>

<p>Cem Özkapı (Keman): 1977 yılında Eskişehir’de doğdu. 1991’de Eskişehir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinde keman eğitimine H. Sami Mumcu ile başladı. 1995 yılında Gazi Üniversitesi’nde çalışmalarına devam etti. 2001 yılından bu yana Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası üyesi olarak görevini sürdürmekte.</p>

<p>Işın Işık (Kontrbas): 1987 yılında İzmir’de doğdu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Kontrbas bölümünden mezun oldu. Müzik hayatına Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın Kontrbas sanatçısı olarak devam etmekte.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yiğit Dalgın (Davul): 1981 yılında doğdu. Müzik hayatına 8 yaşında başladı. Çeşitli topluluklarda davulcu olarak sahne alan müzisyen, ayrıca özel bir kurumda müzik öğretmeni olarak görev yapmaktadır.</p>

<p>Müzik tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?</p>

<p>Topluluk, rock ve metal müzik dinamiklerini, klasik müzik ile harmanlamaktadır. Bu süreçte farklı dönemlere ait Klasik Batı Müziği eserlerini, günümüzün distopik ve zamanın ruhuna uygun müzikal tema ve alt yapıları ile harmanlayarak, özgün bir tarz ortaya koymayı amaçlamıştır.</p>

<p>Güncel müzik projelerinizi bizimle de paylaşır mısınız?</p>

<p>Klasik eserleri günümüz müziğiyle harmanlamanın yanı sıra, kendi bestelerimizi oluşturmak ve bu eserleri sahneye taşımak istiyoruz. Öncelikli amacımız Eskişehir’in müzik dinleyicisine ulaşmak ve müziğimizi tanıtmak. İlerleyen zamanlarda hem yurt içi ve yurt dışı turneleriyle hem de çeşitli festivaller aracılığıyla kendimizi daha geniş kitlelere tanıtmayı amaçlıyoruz.<br />
 </p>

<p>Grup arasında nasıl bir iş birliği var, iş birliği dinamikleri hakkında bilgi verir misiniz?</p>

<p>Grupta herkes farklı alanlarda çalışma yapmaktadır. Örneğin Azer Guliyev eserlerin notaya dökülmesinde görev alırken, Ceylin Öncü ve Cem Özkapı prova takviminin oluşturulmasına destek olmaktadır. Ayrıca topluluk çeşitli alanlarda da iş birliği yapmaktadır. Örneğin grubun sahne ve ışık tasarımını Anıl Işık, sosyal medya yönetimini ve fotoğraf/video çekimlerini Mehmet Duymaz, logo tasarımını Umut Ertung, ses mühendisliğini  Cüneyt Erdem, sahne sponsorluğunu ise Ghosty üstlenmiştir. </p>

<p>Ghosty, açık alanlarda ve mutfağı olmayan işletmelerde, belirlenmiş noktalara, QR kod aracılığıyla menüsündeki seçeneklere ulaştıran, Eskişehir merkezli bir hayalet mutfak markasıdır. Grubun kurulduğu günden itibaren,"FStop Salon" işletmesi, sağladığı sahne imkanları ile gruba destek olmaktadır.</p>

<p>Senfonik konserler, senfonik müziği daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyor. Bu hedef doğrultusunda repertuarınızda hangi eserlere yer vermeyi düşünüyorsunuz?</p>

<p>Yalnızca yaygın olarak dinlenen Klasik Batı Müziği eserlerinin yanı sıra, günümüz popülaritesine yeteri kadar ulaşmamış olan eserleri de baz alarak, Barok dönemden başlayıp Çağdaş müziğe kadar uzanan geniş bir yelpazede repertuar oluşturmayı planlıyoruz. Bu eserlere; J.S. Bach - Toccata & Fuga, Vivaldi - Four Seasons, Beethoven – 5th Symphony gibi eserleri örnek gösterebiliriz. Bunun yanı sıra Rammstein, Nirvana, Led Zeppelin, Apocalyptica, Metallica gibi toplulukların eserleri de repertuarımızda yer almaktadır.</p>

<p>Farklı enstrümanların ve farklı müzikal bakış açılarının bir araya geldiği Strock7th dinleyicilere ne vadediyor?</p>

<p>Hep duyduğumuz ve alışık olduğumuz Klasik Müzik tınılarının dışında, grubun kendi düzenlemeleri ve enstruman seçimlerinin etkisiyle dinleyiciye heyecan verici bir deneyim vadediyor.</p>

<p>Strock7th grubunun beklentileri nelerdir? Dinleyicilerden nasıl bir geri dönüş almayı umuyorsunuz?</p>

<p>Dinleyicilerin, içinde bulunacağı bu deneyimde kendilerini bir Klasik Müzik konserinden ziyade elektrik gitar ve baterinin de etkisiyle distopik ve modern bir hava içerisinde, konserin başından sonuna kadar çeşitli duygu geçişleri, güzel bir rüya ve zaman zaman korku dolu bir kabusta hissetmelerini; kısacası bir sürü duyguyu bir arada tecrübe etmelerini istiyoruz.</p>

<p>Son olarak grubun gelecekteki projeleri hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?</p>

<p>Strock7th ekibi, daha fazla dinleyiciye ulaşmak, kendi bestelerini yapmak ve farklı sahnelerde müziğini seslendirmeyi hedefliyor. En yakın konserimiz 28 Ağustos Çarşamba saat 21:30’da ücretsiz olarak FStop Salon’da gerçekleşecektir. Tüm Eskişehir dinleyicisini konserimize bekliyoruz. En yakın zamanda görüşmek üzere!<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/ozgun-tarziyla-yeni-bir-olusum-strock-7th</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 12:12:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2024/09/ozgun-tarziyla-yeni-bir-olusum-strock-7th_b62f1.jpg" type="image/jpeg" length="90671"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müziğin Derinliklerinden  Gelen Bir Ses BUSE ÖZDE]]></title>
      <link>https://www.followlife.com.tr/muzigin-derinliklerinden-gelen-bir-ses-buse-ozde-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.followlife.com.tr/muzigin-derinliklerinden-gelen-bir-ses-buse-ozde-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müzik denince akla gelen sadece ses değil, aynı zamanda duygu ve hikaye gelir. Şarkılar, insanın iç dünyasına bir pencere açar ve bazen en derin duygularımızı ifade etmemize yardımcı olur. Bu müzik yolculuğunda, genç ve yetenekli bir isim olan Buse Özde'nin adı, duygusal ve etkileyici şarkılarıyla öne çıkıyor. İlkokul yıllarında, sınıf öğretmeninin keşfettiği yetenekleriyle sahneye adım atan Buse Özde, o günden beri müziğin büyülü dünyasında kendine yer edinmiş. Onun için sahne, sadece performans sergilemek değil, aynı zamanda kendini ifade etmenin ve yaşam amacını bulmanın bir yolu. Bu yolculukta karşılaştığı zorluklar onu yıldırmıyor; aksine, müziğe olan tutkusu ve inancıyla her engeli aşmaya kararlı. Kendi yazdığı şarkılarla da müzik dünyasına katkıda bulunan Buse Özde, şarkılarında kendi hayat tecrübelerinden ilham alıyor ve dinleyicilere duygusal bir bağ kuruyor. Başarılı ve yetenekli bir şarkıcı olan Buse, kendi mücadelesini ve duygularını şarkılarına yansıtarak dinleyicilerin kalbinde taht kuruyor. Şimdi, Buse Özde'nin müzik yolculuğunu ve gelecek projelerini keşfetmeye hazır mısınız? Öyleyse, gelin, onunla birlikte müziğin büyülü dünyasına bir adım daha yaklaşalım. <br />
Buse Hanım, sizi daha yakından tanımak isteriz. Kimdir Buse Özde ?</p>

<p>Merhabalar, ben 16 ekim 1996 Çanakkale doğumluyum. İnandığı değerlere sadık, tutkulu ve eğlenceli bir kişiliğim var diyebilirim. Sevdiklerime ve hayvanlara epey düşkünüm. Müziğe olan tutkumdan bahsetmeye başlarsam sanırım bitirecek cümleleri bulamam, yaşam amacım kısaca müzik benim. Genel ve özet hatlarıyla Buse Özde budur diyebilirim.</p>

<p>Neden bir şarkıcı olmak istediniz ? </p>

<p>İlk okul 1. sınıfta sınıf öğretmenim sevgili Gülsüm Hocam sayesinde tüm yeteneklerimi keşfettim. Henüz 1. sınıftayken bile sahnede, tiyatrodan müziğe her etkinlikte var olduğumu eski anılarını anlatan ailemi dinlediğimde çok huzurlu hissederim her defasında. Ben oraya yani sahneye ait olduğunu düşünen tutkunlardanım aslında. Kendimi en iyi ifade ettiğim kendim olduğumu, yaşadığımı hissettiğim yer sahne. Bu mesleğin tüm zorluklarına razıyım, az önce de söylediğim gibi; ömrümün sonuna kadar sahnede müzik dilinden konuşmak benim yaşam amacım.</p>

<p>Bu yolda sizi en çok zorlayan şey ne oldu?</p>

<p>Henüz minik adımlarla yürüdüğüm bu güzel yolda önüme çıkan zorluklar hiç "ben yapamıyorum" noktasına getirmedi beni, dilerim getirmez. Evet zor bir yol her bireyin bildiği üzere. Ama sanırım en çok yoran da insanların hırsla taşıdığı o devasa kibirleri diyebilirim. Kötü bir duygu. Bana göre dozunda taşınmalı karakter çerçevelerinde... Ama tabii her zaman öyle olmayabiliyor. Uzaklaşmayı tercih ediyorum böyle durumlarda. Bu yolu en doğru şekilde yürümek asli hedefim aslında. Çünkü ben sadece müzik yapmak istiyorum. Şarkı söylemek istiyorum. Rakip çokluğu ve talep farklılıkları, reklam prosedürleri gibi bir çok nedenden uzadığını düşünüyorum. Bir çok meslektaşım da böyle düşünüyordur eminim. Dilerim müzik daha kolay ve temiz hale gelir zamanla, sonuçta bundan 2 yıl önce konuşuyor olsaydık şimdiki kolaylıkları tahmin edemezdik öyle değil mi ?</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://followlifecomtr.teimg.com/followlife-com-tr/images/upload/1000046319_1.jpg" /><br />
Şarkılarınızı kendiniz mi yazıyorsunuz? </p>

<p>Evet kendi eserlerim var, hepsi meslek birliğine ve notere kayıtlı eserler. Zaman zaman sanatçı dostlarımdan fikir ve destek alarak zaman zaman da tek başıma bitirebiliyorum. Tabii hepsine ayrı bir sevgi besliyorum, doğru zamanını bekliyorum eserlerimi sizlerle buluşturabilmek için.<br />
Hiç yaşadığınız bir şeyden ilham alarak yaptığınız bir şarkı oldu mu? </p>

<p>Oldu evet. "Ruhumu Sar" ve "Canın "Sağolsun" şarkılarını kendi hayat tecrübelerim ile yazdım. Sanatçı arkadaşlarımdan destek alarak bitirdik ve yayınladık. Bir sanatçı için yayınlanan veya henüz yayınlanmamış tüm eserleri birer bebek gibidir, bilirsiniz öyle sahiplenir ve öyle hissederiz. Henüz yayınlanmamış olan aklıma ilk gelen; Yıllar, His, Seninle Güçlü, Deli Deli ve Bela gibi eserlerim de hislerimin kaleme döküldüğü, çok kıymet verdiğim eserlerdir. </p>

<p>Sektöre ilk girdiğiniz şarkı hakkında şuan ne düşünüyorsunuz? </p>

<p>"Bal" şarkısını yayınladığımız yıllarda bazı sosyal medya platformları çok gündemdeydi ve ortalama olarak benzer şarkıların dinlendiğini biliyorduk. Kirli kulak deriz bilirsiniz, öyle bir beste yapmak istedik ve yayınladık. Genel olarak reklam konusunda yetersizliklerim mevcut, bu zaten gözle görünür bir durum. Bu sebeple o sırada reklam gücüm olsaydı daha iyi dinleyici kitlesine sahip olabileceğini düşündüğüm bir eser “ Bal” hala severek dinlendiğini gördüğüm hareketli bir şarkı. Hala aynı tatlılıkla dinlenebileceğini düşünüyorum. Çünkü o da benim ilk göz bebeğim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir sonraki şarkınız ne zaman çıkacak?</p>

<p>Sevgili meslektaşım Güneş'in kaleminden "Gidene Dur Demem" isimli bir şarkımız yayınlanacak. Şarkı henüz aranje aşamasına yeni girdi. Heyecanla önümüzdeki aya kadar bitirmiş olmayı planlıyoruz. Ben ve ekibim bu konuda epey heyecanlıyız. Şarkımız Serdar Ayyıldız imzası ve şansı taşıyacağı için de ayrıca heyecanlıyım. Klibi için sevgili dostum İzzet Güneş yine hayallerimi süsleyecek son hamleyi yapıyor olacak. Yaz bitmeden eski sevgilileri ağlatalım diyoruz ne dersiniz?</p>

<p>Buradan değerli okuyucularımız için söylemek isteyeceğiniz şeyler var mı?</p>

<p>Ben böyle sizler gibi yeni yeteneklerin önünü açan, onlara inanan kurumlara hayranım. Sektör içindeki o bahsettiğimiz hırsların, kibirlerin üzeri örtülü gibi hissettiriyor. Başka bir alan gibi. Ve bu gibi paragraflara zaman ayıran insanlara da ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Belki aynı işi yapıyor ve aynı yolda yürüyoruzdur, belki karşılaşırız. Öyle olmasa bile bana ve benim gibi umudunu kaybetmemiş savaşçı sanatçılara verdiğiniz destek için minnettarız teşekkür ederim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
      <guid>https://www.followlife.com.tr/muzigin-derinliklerinden-gelen-bir-ses-buse-ozde-1</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jul 2024 16:48:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://followlifecomtr.teimg.com/crop/1280x720/followlife-com-tr/images/haberler/2024/07/_8dd0c.jpg" type="image/jpeg" length="73553"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
